Skip to content →

Ördek başı yeşili kadife ceket ve Schrödinger’in kedisi – 6

Bu yazı 11 parçadan oluşan Ördek başı yeşili kadife ceket ve Schrödinger'in kedisi tefrikasının 6. parçasıdır.

Tahsin’in dediği:

Fotoğraf siyah beyaz. Köşede bir masa. Masada, bir fincan, bir demlik, bir kadeh, bir sigara paketi, bir de küllük var. Oturma yerinde koltuk mu yoksa başka bir şey mi olduğu görülmüyor. Oturanların başlarının hizasından itibaren yukarısı ayna ile kaplanmış. Aynaları köşe kolonu ayırıyor. Kadın sarı saçlı olmalı. Boğazına kadar kapalı bir elbise giymiş, saçlarının bir kısmını geriye bir kısmını sağa taramış. Saçları kısa olmalı. Adam kısa siyah saçlı. Adam kadını öpmek için eğilmiş. Kadın başını geriye atmış, hafiften gülümsüyor. Gözleri kapalı. Sağ eli, sağ kulağı hizasında. Sağ yüzük parmağında yüzük ve elinde sigara var. Adam sol elini kadının sağ göğsüne uzatmış, fotoğraftan tutup tutmadığı anlaşılmıyor. Asıl görüntü bu. Sağ aynada, sadece kadının yüzü, sol gözü ile adamın yüzünün bir kısmı görünüyor. Kadının mutluluğu daha belirgin. Olacakları/olanları zevkle kabul ediyor. Sağ aynanın içinde kalan, sol aynanın simetrik görüntüsünde, kadının kafasının arkasının bir kısmı -ki sadece saçı- ve adamın yüzünün bir kısmı görünüyor. Sol aynada kadının kafasının bir kısmı -ki sadece saçı- ve adamın yüzünün büyük kısmı görünüyor. Kadının kapalı gözlerine bakıyor. Kadın kadar umarsız değil. Bir şey yapıyor ve ciddi bir şey yapıyor gibi. Sadece sevgilisini öpüyor oysa.

Paris’te bir kafede aşıklar, Brassaï, 1932

“Bazı sorular geri alınır”

Uyandığımda saate bakmadım. Hava kapalıydı ve evde ışığın yanıyor olduğu gündüz de olsa fark ediliyordu. Migren atağı geçmiş ancak ağrılarım tam olarak dinmemişti. Düzensiz uyku ile aç aç, kaç paket olduğunu bilmediğim sigara nedeni ile yorgunluk, sersemlik ve halsizlik çökmüştü üzerime. Kalkıp bir bardak soğuk su içtim ilkin. Midem bulanıyordu artık.

Dişimi fırçalayıp sıcak su ile duş almama rağmen çok bir şey değişmedi. Evin içinde gezdim bir süre. Bir şey yemek isteyip istemediğimi bilmiyordum. Kitaplığa baktığımda yarısından fazlasını kutulara doldurduğumu gördüm. Koliler yetmeyecekti. Dışarı çıkmam gerekiyordu.

Salona geçip camı ve balkon kapısını açtım. Etraftaki defterlere dokunmadım. Bir sigara yakıp balkona çıktım. Sağanak yağmur ve serin bir hava vardı. Sigara midemi bulandırdı. Hiçbir şey yemediğimden ağzımın içinde iğrenç bir tat bıraktı.

Yağmurun yağışına daldığımı, sigara elimde söndüğünde fark ettim. Serin hava biraz üşütmüştü. Üşüdükçe, açıldığımı hissettim. Bir süre gelen geçen arabalara, karşıdaki bakkaldan bir şeyler alıp çıkan insanlara baktım. Biraz daha üşümek için öylece şehri izledim.

“Bazı sorular geri alınır”. Bu şehri terk etmek için bunu söylemesi yeterliymiş aslında. O gün S.’ye söylemesem de “Bu senin sınırın mı, benim sınırım mı?” demiştim.

Titreyeme başlayınca içeri geçtim. Tekrar dişlerimi fırçalayıp, soğuk su içtim. Evden çıktığımda vakit ikindiye yakındı ve bir günden biraz daha fazladır hiçbir şey yememiştim. Yağmur hâlâ yağıyordu. Yol üstünde ev yapımı tatlı, börek yapan bir dükkana girip kahvaltı yaptım. İki bardak çay, bir dilim peynirli börek, salatalık, domates, zeytin ve bal. Üçüncü çayı sigara ile dışarıdaki masada içtim, yağmur sesi eşliğinde.

Dükkan sahibine nerede koli bulabileceğimi sordum. Tanışıklığımız buraya gelmeden başlamış, gideceğimi duyduğu gün “ölüm haberi gibi” diye tepki vermiş, gözleri dolmuştu. Bir kaç telefon görüşmesi yaptıktan sonra görüştüğü kişilerin ayarladığını haber beklediğini söyledi. Bize de çay içip beklemek kalmıştı. Hava karardığında gidip kolileri birlikte aldık. Eve geç geldim.

Published in DÜZ YAZILAR

One Comment

  1. emine

    Bu yazınızı çok beğendim.Dikkat edilmeyen ayrıntılar nasıl da süslemiş yazıyı.Biz de hayatımızdaki küçük ayrıntıların farkında olabilsek keşke.

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>