İçeriğe geç →

Ördek başı yeşili kadife ceket ve Schrödinger’in kedisi-15

// Bu metin, 16 parçadan oluşan Ördek başı yeşili kadife ceket ve Schrödinger'in kedisi tefrikasının 15. parçasıdır. //

Otobüsün aniden durmasıyla başımı dayadığım soğuk cam alnıma çarpıp uyandırıyor. Gözlerimi aralayıp bakınıyorum etrafa. Nereden nereye gidiyorum, niye şimdi bu otobüsteyim bilmiyorum. Otogar bile değil durduğumuz yer. Dağın başı, yolun ortası. Burnuma taze çiçek kokusu geliyor. Gözlerimi tekrar kapatmak istiyorum. Koltuk arkadaşım yaşlı amca dürterek uyandırıyor beni:

“Bana bir hikaye anlatsana?”

Anlatayım;

Okulu bu şehirde okumama rağmen sevemedim bir türlü. Eski bir manifaturacı titizliğiyle her şey raflarına özenle yerleştirilmiş, öylesine tekdüze, öylesine sıkıcı. Caddeleri, sokakları, otelleri, mekanları, kurumları, sokakları, barları, orospuları… Hepsi birbirine benziyor. Bu şehirde tüm oyunlar birbirine benziyor. Aynı şehirde yaşayanların hepsi zaman geçtikçe birbirine benziyor.

Bir masada oturduğumu anımsıyorum. Elimde bir kalem, önümde cep defteri olduğuna göre demek bir meyhanede oturuyorum. Daha önce bu meyhanenin burada olmadığına eminim. Öğlen rakısı için caddeyi görecek masalardan birine çökmüşüm. Birbirinden salçalı ve birbirinden yoğurtlu üç beş meze ile bir ufak rakı, bir göbek salata söylemişim. Oturduğum yerden küf yeşili bir otelin duvarları görünüyor. Birazdan kalkacağım, şu köşe başından bir sosisli alıp o otele uyumaya gideceğim. Hesabı beklerken bir sarhoş yaklaşıyor. Yanımdan geçerken masaya çarpıyor. Su şişesi devriliyor.

“Pardon” diyor. “Bana bir hikaye anlatabilir misiniz?”

Anlatayım;

Eski bir broadwaydeyim. Kaş-Kemer arasındaki virajlı yolda direksiyon sallıyorum. Tüm camlar sonuna kadar açık. Havalandırma çalışmıyor. Araç teke gibi tırmanıyor torosların eteklerini. Radyoda Neşet Ertaş çalıyor. Bir ritm tutturmuşum virajlarda gaz kesmiyorum. Sigaramın külü düştü düşecek.

Niye ki şimdi bu?

Yanımda hiç yaşlanmak istemeyen kırk yaşlarında bir kadın oturuyor. Bakımlı ve diri. Aynı anda iki sigara yakıp birini bana uzatıyor. Bacaklarını okşamak istiyorum. Güneş batıyor. Deniz ne güzel parlıyor.

“Bana bir hikaye anlatır mısın?”

Anlatayım;

Elime bir kitap almışım. Mutlaka berjere oturmuşum. Kapı çalmış. Sevgilim gelmiş. Çünkü bana öyle demiş. Sevgilim mi olmuş gerçekten? Karşımdaki koltuğa oturmuş. Bacak bacak üstüne atmış. Bir sigara yakmış. Yüzüğü ile oynuyor. Eğildikçe büstiyerinden göğüs çatalı gözüküyor. Bu nedense sinirimi bozuyor.

“Bana bir hikaye anlat hadi?” diyor.

Anlatayım;

Canım pırasalı börek istemişti.
Annemi aramıştım “mevsimi değil” demişti.
Buralarda her şey bizden önce olup bitmişti.

Önüme bir kağıt ve kalem alıyordum.
Kağıdı boydan boya yırtıyordum.
Kağıt parmağımı kesiyordu.
Kalem kağıt üstünde tıkanıyor, akıyor, dağılıyordu.

İnceliyordum.

Kapıları kırmadan giremiyordum.

Sana bir şey anlatayım mı?

Otobüsün aniden durmasıyla başımı dayadığım soğuk cam alnıma çarpıp uyandırıyor. Gözlerimi aralayıp bakınıyorum etrafa.

Otogardayız.

Muavin çocuk “geldik abi” diyor, “bitti hikaye”

Elimde bir demet çiçekle sersem sersem iniyorum otobüsten.

Tefrikada Gezin← Önceki parçaSonraki parça →

Kategori: DÜZ YAZILAR

Yorumlar

Yorum Yap >>