İçeriğe geç →

Ördek başı yeşili kadife ceket ve Schrödinger’in kedisi – 3

Yazmayı orada bırakıp -biraz da sarhoşluktan- yatağa çekildim.

Babamın cenazesinden sonra kasabaya döndüğümden beri günler yorucu geçiyordu. İşler birikmişti. Yazın da bu kasabadan ayrılacağımdan hem birikmiş işleri eritmek, hem de mevcudu eskisine oranla daha da azaltmak adına daha çok çalışıyordum. Akşamları da eve gelir gelmez içkiye oturup sarhoş olana kadar ya internette oyalanıyor ya kanepede kestiriyor ya da defalarca seyrettiğim bilim-kurgu filmlerini tekrar tekrar izleyip vakit öldürüyordum. Düzenli okumaları bırakmıştım artık. Bundan iki sene öncesine kadar haftada üç-dört öykü kitabı bitirdiğim günler geride kalmıştı. Canım ne okumak istiyor, ne de iki satır kalem oynatmak. Günlük niyetine tuttuğum deftere bile en son altı ay önce yazmışım. MOLESKİNLERE GÖRE diye başlayan partlar-bölümler geride kalmıştı.

T.’nin zoruyla başladığım hikayeyi bitirebileceğimden bile emin değilim. Velhasılı üzerime bir bezginlik-yılgınlık bulaşmış, öylece de kalmıştı.

Yaşamayı orada bırakıp -biraz da sarhoşluktan- yazmaya çekildim:

ılık, efil efil esen bir gün.
biraz eflatun, biraz mor, biraz yasemin. hatta bergamot bile.
sabah güneşi doğrudan yüzüme vuruyor.
miskin miskin kalkıp geriniyorum.
taze çekilmiş bir fincan kahve.
kayısı kıvamında yumurta.
ekmek kızartması.
çilek reçeli.
pike yapan kırlangıçları izlerken balkonda
başımı döndüren günün ilk sigarası.
deniz mavisi keten bir gömlek.
notlarımı, defterlerimi, kitaplarımı, kalemlerimi çantama koyup evden çıkıyorum.

bahar yağmuru, kırkikindiler, toprak kokusu.

cunda’ya doğru yola çıkıyorum.

Kategori: DÜZ YAZILAR

Yorumlar

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>