Skip to content →

Metin üzerinde çalışmalar / 8

6
Uzun bir yoldan, uzak bir yerden döndüm. Tatil veya kafa izni diyelim. Akşamüzeri apartman kapısında karşılaştığımız kadın “döndün mü?” dedi. Gülüşüme anlam veremeyince başka yapacak bir şeyi kalmamış gibi O da güldü… Bir şey söylemeden eve girdim, çok geçmeden uyumuşum. Sabah uyandığımda Zehra yanımdaydı. Akşama doğru yeni yolculuğa onunla çıktık. Şimdi yoldayız, birazdan sabah olur, bir durur sigara alırız. Çayımızı içerken ben sana apartman kapısındaki kadını anlatırım.

7
Yola çıkalı iki günden fazla oldu. Saat olarak hesaplamak istedim ama dikkatim dağılıyor. Kaset başa döndüğüne göre kırk beş dakikadır susuyoruz.

8
Gecenin bu saatinde dinlemek istediğim şarkı hala evin bir köşesinde açılmayı bekleyen kutulardan birinde duruyor. Onu bu saatte oradan çıkarmaya çalışmak insanüstü bir gayret gerektiriyor. Ama dinlemek istiyorum. Yoldaymışım gibi hissettirecek çünkü. Kırk beş dakikadır susuyormuşuz gibi hissettirecek. Birazdan arabanın fan motoru bozulacak, bu uzunca yokuşun ortalarında bir yerde arabanın soğumasını bekleyeceğiz. O anda fark edecekmişiz gibi hissettirecek yanımızdaki tarlada kavunların olgunlaştığını. Arabayı kısa süreliğine çalıştırıp bankete indiriyormuşuz, sonra da bilmem kaç yıl önceki çocukluğumuzun kikirdemeleriyle tarlaya dalıyormuşuz gibi hissettirecek. Belki bostan demeliyim bilmiyorum. Karpuz kavun ekilen yerlere bostan deniyordu sanırım. Bunu sen daha iyi bilirsin.

Gecenin tuhaf bir aydınlığı var. Bunun farkına ilk ne zaman varmıştım hatırlamıyorum ama sen yeni fark etmiş olmanın şaşkınlığıyla sayıklıyorsun; “yıldızlar bu kadar çok mu aydınlatıyormuş?”. Bostan’ın yeşilindeki canlılığı seyrediyoruz. Elime aldığım kavuna bakıp, nefesini hızlıca verirken gülümsedin küçümseyerek:

– Bunu mu buldun koca tarlada? Olmamış o.

Sonra biraz ilerledin. “Sapı kurumuş olanlardan kopar, küçükse bile tatlıdır” diyerek eğildin. Bunu bilmiyormuş gibi başımı salladım, anladım der gibi. Cebimden çakımı çıkarıp elimdeki kavunu kestim. Oldukça tatlıydı ama hatırın için, bana yüzünü döndüğünde yola doğru fırlattım. Arabanın hemen önüne düştü. Elinde büyükçe bir kavunla doğrulup birkaç adımlık mesafeyi koşarak geçerek elindeki kavunu uzattın. Kavunu yerken hiç konuşmadık. Son dilimde “güzelmiş” dedim sadece. Kavun bittikten sonra da oturmaya devam ettik. Bir sürü şeyden bahsedip güldük. Şimdi ne olduklarını hatırlamıyorum ama çok eğleniyorduk o sıra. Hatta bir ara arabadan şarap getirmemi istedin. Duymazdan gelip araya başka mevzular soksam da çok geçmeden yineledin ama yola devam edeceğiz diye vazgeçtik. Uzun bir sessizlik oldu şarap mevzuunun ardından. Sonra ayağa kalkıp elimi uzattım, kendime çekerek seni de kaldırdım. Arabaya doğru yürürken “bardaki kız gerçek miydi” diye sordun. Kavuna basıp düşmeseydim, sana yeni bir yalan söylemek zorunda kalacaktım.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>