Skip to content →

EŞİTTİR; ..LAN

gecenin üçüydü.
uyumamıştım daha.
yanımdan pufhlayarak doğruldu.
beni görünce şaşırıp gülümsedi.
ben de gülümsedim.
ayağa kalktı.
ben kanepenin yanındaki sandalyede asılı duran gömleğime baktım.
gözlerini karanlığa alıştırıp banyoya doğru yürümeye başladı.
gömleğime uzanıp üst cebinden sigaramı aldım.
önce salon kapısına çarptı.
paketten bir sigara çektim.
sonra portmantoya çarptı.
sigarayı yaktım.
en son banyo kapısına çarptı.
derin bir nefes çekip dumanı saldım.
banyoya girerken kısa saçlarını, ensesini, boynunu ve sırtını seyrettim. belindeki gamzeye benzer iki çukuru.
sonra son bir hamlede banyoya girerken göğüslerini. 1-2 saat önce ağzımda eriyişlerini düşündüm.
banyodayken dışarıyı seyrettim. ışıkları.
sigarayı yarıladığımda banyodan çıktı.
yalpalayarak ve gülümseyerek yanıma geldi.
ıslak suratıyla dudaklarımdan öpüp yanıma uzandı.
hemen uyudu.
uyurken dışarı seyrettim. ışıkları.
bir süre sonra kalktım.
giyindim. omuzlarını örtüp yanağından öptüm.
masadaki yarım bardak şarabı dipledim. çıktım.
soğuktu.kabanın yakalarını kaldırdım.
sokak lambalarının aydınlattığı dar ve ıssız sokaktan ilerlerken yanımdaki çöp bidonundan gürültüyle bir kedi fırladı.
boş bulundum.
kedi önümden diğer kaldırıma koşarken -bir topa gelişine vurmak gibi-kediye yapıştırdım tekmeyi.
boş bulundum.
kedi 2-3 metre öteme dört ayak üstüne düşüp kayboldu.
istasyon kahvesine gittim.
ustura anıl ile kalfa şevket‘i buldum.
oradan başka bir kahveye gittik.
2 saat zar attım. 3 tane bira içtim.
kahveden çıkıp su boyunda bir banka oturdum.
güneş doğmaya başladı.
bir sigara yaktım.
7 dakikada sigarayı içtim.
bir sigara yaktım 7 dakikada güneş doğdu.
başka bir sabahçı kahvesine gittim.
iki bardak çay içtim.
oradan halk kütüphanesine gittim.
görevli şevki; “abi, nasılsın” dedi.
“iyiyim, şevki, naptınız hanımın ameliyatını” dedim.
“haftaya, hayırlısı olsun abi” dedi.
“öyle olsun “dedim.
kütüphanede her zaman oturduğum yerde okuyadurduğum ansiklopedide Ç harfini açtım.
cüzdanımdaki notu buldum: “en son çerapunci’yi okumadın”
notta eğer sadece “çerapunci” yazsaydı en son bu başlığı okuduğumu mu yoksa en son bunu okumadığımı mı kast ettiğimi anlamayacaktım.
çerapunçi’den  okumaya başladım:

ÇERAPUNCİ,  Hindistan’da (Meghala-
ya) yer, Şilong platosunda, Şilong’un
G.’inde. Dünyanın en yüksek yıllık yağış
Oranlarından biri Çerapunci’dedir: yakla-
şık 12 m.

ÇERB sıf. (fars. çerbiden, yağlı, üstün ol-
mak’tan çerb). Esk. 1. Semiz, yağlı. -2.
Uygun. -3. Üstün. -4. Çerb ü huşk, se-
mizle kuru, zenginle yoksul.

ÇERBE a. (fars. çerbe). Esk. 1. Yağlı ka-
ğıt. -2. Ölülerin ruhu için dağıtılan yağ-
da kızartılmış yufka. -3. Kaymak.

ÇERBİ a. (fars. çerb ve –i’den çerbi).
Esk. Yağlılık, semizlik; yumuşaklık; tatlı dil-
lilik.

yaklaşık 2 saat okudum.

kalkarken cüzdanımdaki notu “en son çinıspanağı okumadın” diye değiştirdim.

eve vardığımda saat 11:10’du.
çaydanlığa su koydum. demliğe bir avuç normal, bir tatlı kaşığı bergomat, bir tatlı kaşığı kaçak çay attım.
dolaptan dil peyniri ile tulum çıkardım, tahta üzerinde kestim.
zeytin üzerine azıcık kuru reyhan, kekik attım, zeytinyağı ve nar ekşisi gezdirdim. ekmek kızarttım, kayısı kıvamında yumurta haşladım.
kahvaltı ettim.
çay demlenince bir bardak çayla sigara içtim. sigara bitene kadar balkon camından dışarıyı seyrettim.
çaydanlığın altını kapattım.
yatak odasına gidip perdeleri çektim.
soyundum.
o sırada mesaj geldi:” dün akşam sarhoş olmuşum galiba, sabah kalktığımda yoktun, olsaydın  kahvaltı yapılacak harika bir mekan biliyordum, neyse işin çıktı galiba, öğleden sonra 15:00 matinesine sinemaya gidelim mi? s.s.”
“olur tabi, dedim, neden olmasın, 14:00’de seni evden alırım” diye cevap yazdım.
telefonu kapattım.
serin yorganın altına girdim. saat 12:30’du.
biliyordum, yatınca 10 saat uyurdum.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>