İçeriğe geç →

ADI KONMAMIŞ HASTALIKLAR- ÇAĞININ VİCDANI OLARAK EDEBİYATÇI

Kaçın. Gördüğünüz yerde kaçın. Sohbetinde bulunmayın. Bastığı dergiyi almayın. Yazdığı kitabı okumayın. Bırakın yavaşça açlıktan, havasızlıktan veya kimse onu dinlemediğinden ölsün. Eski verem savaş dispanserlerinde kapı kollarına balgamlarını süren hastalar gibidirler. Hasta, güçsüz ve ümitsiz. Ümitsizlikleri öyle kök salmıştır ki, diğer insanların rahatı onlara batar, beceriksizliklerini vicdani bir torpidoya çevirip sallarlar, artık kime denk gelirse. Derinden gelen bir ses tonuyla sorarlar, böylesi bir çağda yazmak? Sen sorunun devamını bir iki saniye merak edersin, ama devamında pek bir şey gelmez. O zaman anlarsın ki böylesi bir insanlık manzarası içinde yazmayı, gülmeyi, çocuk yapmayı düşünecek kadar kalın kafalısın. Hay ben kafamın içine sıçıyım dersin, asıl önemli meseleleri nasıl da atlamışım. Neden acı çekmedim, dudağımın kenarında bir tebessüm yarım kalmadı benim, neden ufuklara kitlenmiyor gözlerim?
Sonra ne olur? Sonrası aynı ses tonundan, aynı önermelerden tekrar tekrar dinledikçe bu insan grubunu hemen tanımaya başlarsın. Türk edebiyatı bu zavallıların geçit törenidir. Karşılaştığınızda çok fazla göz göze gelmemek gerekir, yoksa ona hak verdiğiniz sonucunu çıkaracaktır ki bu tam bir felakete neden olur. Kesinlikle seninle dertleşebileceğini düşünmesin, kurtulamazsın, ilgiyle beslenir. Bu tür edebiyatın bir hastalık türü olduğunu varsayarsak aslında ilacı da vardır.
-hassssiktir ordan!
Bu kadar. Bunu duyunca bir süre irkilir, tamamen kendine gelmişler bile vardır.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>