Güneşle göz göze geldiğimde bıraktım ancak yürümeyi. Bi şeyler söyleyecek gibi bakıyordu sanırım ama fazla durmadı. Biraz soluklandım. Hala güneşi görebilen bulutların pembeliğini seyrettim biraz. Ne kadar öyle durdum bilemiyorum ama sırtımdaki terin soğumasıyla farkettim rüzgarı. “Merhaba” diye başladı söze. “Seni daha önce görmemiştim buralarda”. Gözlerim bi ağaç altı arıyordu. Kafamı sallayıp geçiştirmeye çalıştım, üsteledi, “artık kalmadı senin gibi yürüyen, nereye gidiyorsun ?”. Sessizliği bozmadan yol kenarına doğru yürüdüm ama vazgeçeceğe benzemiyordu. Arkamdan koşup önümde bir tur döndü yüzümü toza bulayarak. “neden konuşmuyorsun?” sorusunu sorduğunda gözüme giren tozları temizlemekle meşguldüm. Burnumdan derince bir nefes çekip verdim. “seni ben konuşturuyorum ama…
Tek YorumSYKLMLR Yazılar
yumurta canım çekmiyor artık. sahana iki yumurta kırmak aklıma gelmiyor. başkası için… sarısı banmalık, beyazı tam pişmiş bir şeyler hazırlamayı istemiyorum bile. hiç. ha ha ha… ulan zaten yap diyen de yok. hiç.
Yorum BırakÖğleden sonra bilgisayarı, ocağı, vanaları, perdeleri kapadım. Sigortaları indirdim. Çantamın içine bi kazak koydum. Sonra gözlüğümü, sigaramı, çakmağımı, el radyomu. Üzerime hırkamı aldım. Ayakkabılarımı giydim. Kapıyı kilitleyip çıktım. Güneşe doğru başladım yürümeye. Kirazlar yeşildi daha. “bisküviler” dedi. “olacak” dedim tren köprünün altından geçerken. “Şu şehirden bi çıkayım.”
Yorum Bırak“Bana bi masal anlatsana” dedi. sonunu dinlemeden uyuyacağım bi masal değil ama. İçinde cüceler de olmasın, kurt da kuzu da. Kazananlar, kaybedenler, pastadan evler olmasın. Bi kaç ağaç olsun, biraz deniz…Sıcak olsun, üşüyorum çünkü şimdi. Annem babam, her gün gördüğüm insanlar olmasın. Sessiz olsun. Ama bi el radyosu olsun masalın bi yerlerinde. At olsun, ya da atlar. Ama atlılar olmasın. Çay olsun biraz, biraz da bisküvi. Ben de gelirim belki. Yalnız kalma koskoca masalda diye. Ama istemezsen yalnızca dinlerim. Konuşmadık bi kaç dakika. Beni izledi. Yüzümün ışık vuran tarafını. Alnımı, burnumu, gözlerimi, çenemi, dudaklarımı uzun uzun inceledi. Sonra sabrı tükenmiş…
Yorum Bırak– geç oldu. yat artık. içeriye açtım yatağını. – neden burada yatmıyorum? – burada değilsin çünkü.
Yorum Bırakyüreğini iki taraflı açarsan hasta olursun. >> mazhar alanson / yandım / 3’08”
Yorum Bırakarabanın camını açıp kolumu uzattım. elimi uçak yaptım, bıraktım o halde. rüzgar sırtımı dolaştı soğuk soğuk. kafamı da çıkardım o ara. çamurluğa zincir dokuz sekizlik vuruyordu. ben o kadar keyifli değildim.
Yorum BırakÇoban askerden 21 yaşında döndü. Çiçek bozuğu yüzünde sivilceler olsa da çeşmeden kahveye yürürken çocukların kendine baktığını gördü. Kahveye girince herkes ayağa kalktı, çayı geldi. Anlatma faslı başlamadan içmesi için sigara tuttular. O an büyüyüp erkek olduğunu anladı. Yine de terbiyeli yetiştirildiğinden içmedi. Evde banyo yaptı, güzel bir yemek yedi. Çayıra gitti. Çimlerin ıslak rahatlığına serdi bedenini. O günlerde çimler çim, ağaçlar ağaçtı. Çiçek açar, yeşerir, dökülür, kuruyunca kesilip yakılırdı. Koyunlar koyun, köpekler köpekti. Sevdiği ufacık, bembeyaz bir kız vardı. Vücudunun yuvarlak kıvrımları insanın yüreğini yumuşatıyordu. Çoban artık evlenmesi gerektiğini biliyordu. İstetti. Onun gibi bir çapulsuza varmayacağını söyledi kız. Düşünde…
Yorum Bırak“ne eat iudex ultra petita partium” talepten fazlasının verilmemesi. vermemeli belki.
Yorum Bırakkulağımdaki müziğin sesini kısıp düşündüm biraz. sonra sesi geri açtım sonuna kadar. ağzımdan çıkanı kulağım duymasın diye.
Yorum Bırakgittim diye aramıyormuş. gitmeseymişim ararmış. gittiğimden beri de aramıyormuşum. zaten aramadan duramazmışım, gitmeseymişim. ve fakat canım kardeşim, aramadı diye gittiğin, aklına gelmez kimsenin.
Yorum Bırakdüşünden önce gel.
Yorum Bırakders çalışıyorum. bu yüzden gece oturup gündüz uyuyorum. ben uyandığımda herkes yatmış olduğu için sıkılıyorum. sıkıldığım ve acıktığım için yemek yiyorum. kahve yapıp derse oturuyorum. aynı adamların aynı kitaplarını okumaktan sıkılıyorum. sıkıntıdan yemek yiyorum. sonra gidip aynı konularda farklı farklı kitaplar alıyorum. hep aynı konuları okuduğum ve gerçek yaşamla ilgileri olmadığı için…yemek yiyorum. sabah oluyor. uyuyorum. hep aynı şekilde tekrarlandığı için bu daha çok sıkılıyorum. artık bir noktada kirlendiğimi düşünüyorum. arınmak için her sabah hamama gidiyorum. yalnız gitmek istemediğim için her gün birilerini arıyorum. hamama her gün farklı bir hemcinsimle gidiyorum. ben kendimi kirlenmiş, hamamcı ise … görüyor. eve gelip…
Yorum Bırakbana o ne resmi diye sorduğunda gözlerine bakmıştım ve gözleri sanki çığlık atıyormuşçasına ışıldıyordu o anda eliyle de elime dokunmak üzereydi sanki birden neden olduğunu anlayamadığım çocuksu bir heyecan duymuştum benim de gözlerim çığlık olmasa da bir bağırış tasarlıyordu sanırım bir ev dedim bir ev resmi enteresan geldi çektim ben de bilirsin insan enteresan şeyler yapmak ister ya da en azından enteresan şeyler yapıyormuş gibi görünmek öyle bilsin ister başkaları onlar ki aslında bizim nasıl olacağımızın bağlı olduklarıdır hepimiz başkalarımızın izinden ya da enteresanlık olsun diye başkalarımızın izlerine basmadan yürümek istiyoruzdur aslına bakarsan bunun böyle olmasında pek bi enteresanlık yok…
Yorum Bırakben tarator istedikçe haydari getiriyorlar. efendim haydari süzme yoğurttan yapılır. taratorun ise havuçlu ve helvalı olmak üzere iki çeşidi vardır. nereden çıkartıyorsunuz bunu? haftasonu için gelmiştik ama hava şartlarından dolayı vapur seferleri iptal edilince bir haftadır mahsur kaldık bu adada. gerçi şikayet etmemeliyim. işim yok, gücüm yok. kemal abi, kızı, damadı ve ben her akşam geliyoruz bu meyhaneye. adanın tek lokantası olduğu için gelmişken iki kadehte bir şeyler içiyoruz. tam bir haftadır. ve son iki gündür konuşacak konumuz yok. var efendim ne münasebet. sığlaşıyoruz yalnızca. daha havadan sudan şeylerden, günlük hayattan bahsetmeye başlıyoruz. ferda ile metin çocuklarından konuşuyorlar bu akşam.…
Yorum Bırak