İçeriğe geç →

Dügane-6

Arabayı Angelica kullandı. Gece boyu Wittgenstein’ın el yazması günlükleri ile uğraştığımdan yola odaklanacak halim yoktu. Valizimi de o hazırlamış, Bem ön-sol cebinde gece mavisi mürekkebi akarak beyaz gömleği boydan boya lekelemiş dolmakalemle uyandığımda Marmaris virajlarını geçmiş, Datça yoluna girmeden az evvelki petrol istasyonunda uyanmıştım. “Kahve molası” diyerek dürttü beni Angelica. O benzinlikte kahveyi hazırlatırken karşıdaki tepeyi ve onu çevreleyen badem çalılarını izliyordum. Hava sıcaktı ama nem yoktu. Kot pantolonum oturup uyumaktan bacaklarıma yapışmış it gibi soluyordum. Angelica kahveyi ve mozarellalı sandviçi elime tutuşturdu. Ö. İle ilgili yaşadığım karmaşaya saygısından konuşmuyor, bütün gece hırsımdan çalıştığımı biliyordu. Sandviçi yiyip kahveyi diplediğimde arabanın anahtarını elinden aldım. Gömleğimi ve pantolonu oracıkta, arabanın yanında soyunup çöpe attım. Dolmakalemimi Angelica’nın eline tutuşturdum. Boxerım ve sararmaya yüz tutmuş atletimle marşa bastım. Angelica önce dolmakalemimi temizledi ıslak mendille ve usulca torpido gözüne koydu. Hiçbir şey demeden yolu izleyip durdu Datça virajlarında. Palamutbükü’ne girerken sızıp kalmıştı. Arabayı kenara çekip onu o haliyle uzun uzun seyrettim. Sadece. İnsanlardan bezmiş bir kedinin başını usul usul okşar gibi. Yol üstü halk pazarından badem ezmezi ve zeytinyağı aldım 33 cclik. Zeytinyağının son yudumunu dikerken mezarlığı geçmiş, Palamatbükü sahile ulaşmıştık.

Kategori: DÜZ YAZILAR

Yorumlar

Yorum Yap >>