İçeriğe geç →

dirsek teması aralığında -1

Sabahtan beri çamaşır makinasının kazanını çıkartmakla uğraştı. Söküp alınca da diklemesine üç ayak üstüne oturttu. İçine bahçeden topladığım çalı çırpı, kozalağı attım. Tutuşturduk. “Köz olunca patates de atarız, ben etlere girişiyorum, sen salatayı hallediver” dedi Tekeli.

O’nun  köyünde, dededen kalma bir bağ evindeydik. Ekimdi, kasımdı, yağmur vardı. Ayaklı  çamaşır sobamız usul usul tütüyordu. Soğanları piyaz ettim, tuzla yoğurdum, dinlenmeye çektim. Biberleri , salatalıkları halka kestim. Teke etleri zeytinyağlı, pullu, yoğurda daldırdı. Streçledi. Attık dolaba. Kadehleri doldurdu, sobayı besledi. Sehpanın ortasına bir kelle keçi peyniri bıraktı. Yayıldı koltuğa. Sigara yaktı.

-Anlat… dedi. “Firar…”

-Hangisini? İlk firarı mı?

-Yok en uzun olanı.

-Mezuniyet gecesini sayıyor musun?

-Yok, o zaman zaten kimse okulda değildi.

-O gece Kadıköy’de birlikte miydik?

-Yok.

-O zaman niye ateş ettiniz lan sağa sola? Polis bizi kıstırdı parkta.

-Biz değildik. Babi ile pavyondaydık  o gece biz.

-Ya?

-Tüzmenler sıkmış. Tinerciler dadanmış.

Anlat…

-Bizimkilerle yatakhanelerin oradan sıvışmıştık. Agb,ben,kedi. Seçkin vardı bir de yanılmıyorsam. Villaların orada köpekler kovalamaya başlayınca ayrı düştük. Ben Çengelköy’e indiğimde onlar yoktu. Menemencinin  orada Oğuz’u gördüm.

-Hangi oğuz?

-Kıvırcık çilli. 6’ncı kısımdaki borucu.

-Ya?

-O da kendi ekibini kaybetmiş mezarlıktan geçerken… Boş mezara düşmüş.

-…

-Oğuzla n’apalım derken iki şişe şarap, 3-5 bira aldık. Kayıkhanedeki aleste kayıklarından birinin palamarını çözdük. Açıldık. Okula karşı gömdük. Sızmışız. Sabah 06:45 vapuru üzerimizden geçmeye ramak kala sireniyle uyandık.

Güldü…

-İyiymiş.

Bir sigara daha yaktım.

Soğanları biberle kavuşturdum.

-Anlat…dedim

“Dayak…”

Kategori: DÜZ YAZILAR

Yorumlar

Yorum Yap >>