İçeriğe geç →

Yıl: 2004

DİP – 25

This entry is 25'nin 25. kısmı in the series Dip

– … – … – Önce sen söyle… “DİP”te bunlar olurken, bir caddeyi boydan boya yürüyor da olabilirdin; bir kitabın son sayfasını çeviriyor da… Ve belirgin bir sonu olmayacaktır. Bazı şeyin belirgin bir başlangıcı da olmadığı için… (YÜZEY) korkularınla baş başa umutsuz ve silahsızsın görüyor herkes içini görüyor çırpınışını soruyor da içten içe ne oluyor? ne olacak? ve kimse sahiplenmiyor düşlerini, nedenini… bir ışık, gördüğün anda bir ışık ki kaybolmakta soramıyorsun da, yazık! ne çözecek bu düğümü? “san”dığın anda da, yazık! tam ortada kalmaktasın ve kimse göremiyor göz- yaşlarını, nedenini… sondan başa mı gidiyor? baştan beri hep mi yanlış? bir…

Yorum Bırak

DİP – 24

This entry is 25'nin 24. kısmı in the series Dip

öyle uzaktır ki artık başladığın o ilk anlam anlamı kaybettiğinde ışıklar çoktan sönüktür anlatmaya mı çalıştın? belki anlattın seyrini ama kimse izleyemez izlediğin, nedenini…

Yorum Bırak

DİP – 23

This entry is 25'nin 23. kısmı in the series Dip

– Bana esas soruyu sormanı bekledim hep. Ama sen buna –aslında- yaklaşamadın bile… – Hangimizin “esas” sorusunu? – Ya “esas” soru buysa?… Kaçmaktan başka çaresi olmayanla, “kaçan” kişi aynı kabul edilemezdi. Kaçmak, söylemeye çalıştığım, bir tercih olmalıydı. “Kaçmamak” da bir tercih olduğu gibi… Bu noktada soruna, yani, nedenime yaklaşan bir durum ise, bir tercih yapmaktan başka çaresi kalmayanla, hesaplıca bir tercih yapan arasındaki ilişkiyi (çelişkiyi) anlayabilmekti. Ama her şey, yine burada, başa dönüyordu. Kaçıyordum ve buna bir anlam yüklemek zorunda değildim. Zaten, kaçarak, bunu ödemiş oluyordum. Bir “neden” yüklemek zorunda değildim. Benim zaten bir “nedenim” vardı… Kaçmak da, yine ve…

Yorum Bırak

DİP – 22

This entry is 25'nin 22. kısmı in the series Dip

– Kendi başına çözebileceğin işleri bile bana yüklemeye başlamıştın. Bunun açıklamasını az çok yapabiliyordum aslında. Ama düşündüğüm gibi olmamasını da umut ediyordum içten içe. – Seni bir “kaçış” olarak mı görüyordum yani? – Hep öyle görmüştün zaten. Ve bunu gizlemiyordun da. Gülümsediğin üzere… Kaçmak, topyekün bir eylemdi. Yaşayışına, düşüncelerine, duygularına, söylediklerine, yazdıklarına kadar sızıyordu. Tam bir şey yapacakken örneğin, yapamıyordun, yapmıyordun. Ya da, yazacakken tam, yazamıyordun. Bu, bir “yetersizlik” mi, yoksa “gereklilik” miydi? Yani, zaten kaçtığım için, bir şeyleri anlatmam engelleniyor muydu, yoksa, yine kaçan biri olarak, “anlatma”yı kendime yakıştıramıyor muydum, anlatılması gereken zamanda? Eğer öyleyse, yanlış zamanlarda anlatmış olmam…

Yorum Bırak

DİP – YİRMİ BİR

This entry is 25'nin 21. kısmı in the series Dip

sondan başa mı gidiyor? baştan beri hep mi yanlış? bir şey olacaksa eğer bir şey, “olmamış” demektir! ortada duruyor işte düşmeyi bekleyen biri ve hiç kimse çözemiyor gizlediğin, nedenini…

Yorum Bırak

DİP – 20

This entry is 25'nin 20. kısmı in the series Dip

– Benden korktuğunu söylemeye çalışıyorsan buna gülerim! Sana nasıl zarar verebilirim ki? – İşte yine aynı görüntü! – Böyle görünmesini sen istemiştin ama… Her şeyin, başlangıcı olmalıydı, diye düşünüyordum. Bu, tarihsel bir başlangıç da olabilirdi, konumsal bir başlangıç da. Bu durumda, ya sorunun -nedenimin yani-, ilk ortaya çıktığı zamanı tespit etmeliydim, ya da soruna temel teşkil eden noktaya ulaşmalıydım. Bu ikinci yolu izleyeceksem çok daha dikkatli davranmalıydım. Çünkü bu, birinci yolun, yani tarihsel bakış açısının, dairesel bir örneği gibiydi. Yani, eğer bu yolu tercih edeceksem, bir öncelik-sonralık ilişkisi aramamalıydım. Noktalar arasındaki uzaklık, zamansal değil, konumsal bir uzaklıktı. Birinci yolu tercih…

Yorum Bırak

DİP – 19

This entry is 25'nin 19. kısmı in the series Dip

– Dönüp dolaşıp yine aynı şeyleri konuşuyoruz bence. Aynı soruları soruyoruz birbirimize ve aynı cevapları veriyoruz değişik cümlelerle. – Bunu fark etmiş olmak her şeyi çözüyor mu peki? – Sorun da bu zaten, hiçbir şeyi!… Yaşadığımız her an, evet, bize bir şeyler katardı. Olumlu ya da olumsuz olmasından bahsetmiyorum. Herhangi bir konu üzerinde düşündüklerimiz, önceki “an”lardan bağımsız olamazdı. O anların biçimlendirmesinden soyutlayamazdık kendimizi. Bu durumda, tıpkı bir filmin fotoğraf karelerinden oluşması gibi, bizi çevreleyen her şey de tüm o anların yansımalarından oluşuyordu. O anlardan birini bile yok etmeyi başarmamız, bugünkü yansımaları da farklı yönlendirebileceğimiz anlamına gelmez miydi? Peki o anlardan,…

Yorum Bırak

DİP – 18

This entry is 25'nin 18. kısmı in the series Dip

– Sana bunu defalarca anlattım. Her seferinde yeni sorularla geldin karşıma. Bunun artık bir yere varamayacağını düşünüyorum. – Bir kere daha anlatmayı denesen? – Bir kere daha denedim zaten, az önce… Bazen öyle noktalara geliyordum ki, her şey apaçık, tüm netliğiyle karşımda duruyordu. Durumu çözmek an meselesiydi böyle “an”larda. İşe koyulmak için gücümü topladığım zamansa, esas işimin durumu çözmek olmadığını, zaten, defalarca böyle noktalara geldiğim halde, sonuçta, durumun çözülemez olduğunu kabullendiğim için kaçmaya karar verdiğimi anlıyordum. Kaçtığımı hatırlıyordum yine. Esas işim kaçmaktı artık, anlamak değil…

Yorum Bırak

DİP – 17

This entry is 25'nin 17. kısmı in the series Dip

– Başından beri, benden hoşlanmadığını gösteren davranışlar da sergiliyorsun. Buna rağmen, benden bir türlü vazgeçemediğini seziyorum. – Belki de buna izin vermiyorsun?… – Buna izin vermemi bekleyemezsin zaten… Yorulduğum anda, beni daha az yoracağını düşündüğüm çözüm yollarına yöneliyordum. Neden büsbütün gitmediğimi kendime sorduğumda ise, zaten kaçmakta olduğumu hatırlıyordum. Bu durumu kabullendiğim anda ise, “kaçmak alışkanlık yapıyor” diyebiliyordum. Asıl sorunun bu alışkanlıktan mı yoksa çözümsüzlükten mi kaynaklandığına ise bir türlü karar veremiyordum. Bu, durumun sürekliliğine yol açıyordu. Kaçmak, süreklilik yapıyordu…

Yorum Bırak

DİP – 16

This entry is 25'nin 16. kısmı in the series Dip

– Seni teselli edecek kelime bulamıyordum. Öyle inandırmıştın ki, ben bile büyük bir ümitsizliğe kapılmıştım. Yine rolleri değişmek üzereydik işte. – Yine rolleri değişmek mi? Evet, bundan daha önce de bahsetmiştin sanırım. Hangi anlamda peki? – “Birbirimizin yerine mi?” gibi… Kaçmaya karar vermişsen, hiçbir şeyi umursamayan değil, tam tersine, en önemsizine varana kadar, umursayansındır. Bir şeyden kaçmak için, bir şeyin varlığını kabul etmek öncelikli koşuldur. Birinden kaçmak, birinin… Bir duygudan, bir düşünceden; bir duygunun, bir düşüncenin… Demek istediğim, kaçmak istediğimiz şeyler, (bu tanımın eksik kaldığı noktada, bir “kaçış” tanımı olarak) “nedenimiz” bu kadar basit şeylerden oluşsaydı keşke! Ama o ancak…

Yorum Bırak

DİP – 15

This entry is 25'nin 15. kısmı in the series Dip

– Aklını çelmeye çalıştım birçok kez. Sanki hatalı olduğumu kabul ediyormuş da özür diliyormuşum gibi bir tavır bile takındım. – Gerçekten yaptın mı bunu? Ve ne zaman? – Yaklaştın işte!… Aşağı yukarı herkes, “benim gibi”, bir kaçış besliyordu. Ama “benimki gibi bir kaçış” olduğunu sanmıyordum. Herkesin kaçışı, zaten, farklı olmalıydı. Ancak, herkes kaçışına bir kişilik kazandırmayı başaramayabilirdi. Bunu ben de başaramamış olabilirim. Ama zaten amacımın bu olduğu da söylenemezdi. Ve benim için, kaçmak bir amaç değildi. En azından, bunun böyle olmaması gerektiğini düşünüyordum, sıkça. Yine de kesin konuşamıyordum, kendi kendime bile…

Yorum Bırak

DİP – ON DÖRT

This entry is 25'nin 14. kısmı in the series Dip

bir ışık, gördüğün anda bir ışık ki kaybolmakta soramıyorsun da, yazık! ne çözecek bu düğümü? “san”dığın anda da, yazık! tam ortada kalmaktasın ve kimse göremiyor göz- yaşlarını, nedenini…

Yorum Bırak

DİP – 13

This entry is 25'nin 13. kısmı in the series Dip

– Hiçbir şey umduğum gibi gelişmiyor. Hiçbir şey, başladığı gibi bitmiyor artık. Bunu kabullenmek beni çok yıpratıyor. – Kabullenmek zorunda değilsin ki. – Ama hiçbir şey başladığı gibi gitmiyor!… Bütün bunlar olurken aldığım o büyük darbeden pek de gerektiği gibi etkilenmeyişime şaşırmamıştım (sonradan). Büyük bir sıkıntı içindeydim. Ama en azından, kendim için neyi önemli neyi önemsiz kılacağıma karar verebiliyordum. “En azından…” “Görünürde” yani… Bunu yaparken çok basit iki yol çıkıyordu karşıma: Bir şeyi önemsiz hale getirmeye çalışıyorsanız, diğer şeylerin önem derecesini artırırsınız; ya da önemli hale getirmek istiyorsanız, diğer her şeyi önemsizleştirirsiniz. Bunu düşünmek, anlamak hiç de zor değil. Ama…

Yorum Bırak

DİP – 12

This entry is 25'nin 11. kısmı in the series Dip

– Bütün bu çabalarının zaten yanlış yerden başladığını fark edemedin. Öte yandan, düşündüğümden çok daha uzun süre dayandın. Bu da, saklanmak için çok geç kalmana neden oldu. – Bu ikisi büsbütün ilgisiz şeylerdi oysa. – Ama ikisi de sebepti!… Zaman zaman çok ani duruşlar yaşıyordum. Her geriye bakışımda ortaya çıkan sonuçları karşılaştırarak yatay bir bakış açısı kazanabilirim diye düşünüyordum. Bu yöntem, olası dalgınlıklarımı bertaraf edecek, ya da belki bu dalgınlıklardan hiç etkilenmemiş olmamı sağlayacaktı. Oysa, bunun mümkün olmayacağını da yine gözden kaçırmıştım. Dönüp baktığımda gördüklerim, zaten bu “yatay” benzetmesini yaptığım kategorideydiler ve aslında değişik bir bakış açısı getiremezlerdi. Bir karşılaştırma…

Yorum Bırak

DİP – 11

This entry is 25'nin 12. kısmı in the series Dip

– En son söylediğine yakın bir cümleyi, daha önce de, koyu bir tartışma sırasında ben söylemiştim. Bu, yer değiştiriyor olabileceğimiz anlamına gelebilir. Benzeşiyor da olabiliriz. – Bunu düşünebilirim. – Bunu da… Bütün bunları düşünürkenki durumum da düşünülmeye değerdi. Sanki bütün bunlar bir yanıltmaca oyunuymuş gibi kuşku duyuyordum. Elbette bu konuda pek haksız olduğum söylenemezse de, her şeyi kontrol altına alma fırsatını yaratmalıydım sanırım. Hattâ bu fırsat kendiliğinden gelmişti kaç kere. “Sobe” demek kadar basitti belki de. Ama bu durumun soyutluğuna, bu kuşkunun haklılığına o kadar inandırmıştım ki kendimi; uğraştığım, çözüm beklediğini düşündüğüm noktaya gözlerimi bir an bile kapatamıyordum. O bir…

Yorum Bırak