İçeriğe geç →

Yıl: 2004

PATİKA – 14

This entry is 17'nin 14. kısmı in the series Patika

Sabaha karşı nasıl da diner deniz, buğulu süt gibi. Elleri kana bulanmış çoban iskeleye vardı. Kayıkların sakin salınmasına daldı. Nemli tahtalardan gelen iniltiler sabaha karıştı. Çoban insan kanının koyun kanına ne kadar benzediğine şaştı. Adam öldürmenin ne kadar kolay olduğunu farketti aniden, koyun keser gibi. Bunu daha önce neden düşünmediğine şaştı sonra. Ilık kan. üstünde yine öyle pis kokuyordu. İskeleye yatıp ellerini tuzlu suya daldırdı. Deniz çalkalandı. Denizin kanı sevdiğini gördü hayretle. Suyu avuçlarına alıp yüzüne çarptı. Acı pis bir koku. İyot ve gaz yağı. Yakınlarda bir bekçi kulübesinden radyonun sesini duydu. Kanalları değiştiriyordu içerideki. Hüzünlü bir keman sesini geçip…

Yorum Bırak

BUGÜN FORMÜL

This entry is 52'nin 33. kısmı in the series Bugün

-ne yapacağız bu anıları? -iki kere tıkla kahverengiye yolla. -sonra? -oradan kaybolur.

Tek Yorum

KARDELENLER GİBİDİR BAZILARI

Kardelenler gibidir bazıları, belki değirmenler gibi. Öyle güzeldir öyle masalsı. Bu onun bahtsızlığı olur. Her gelen sahiplenir. Her gören aynı şiiri söyler az çok. Öyle güçlüdür etkisi. Söyleyecek hiç bir kelime bırakmaz kendinden başka. Dünyanın tüm güzelliğini üstünde toplamış gibidir. Sıradanlaşmaktan ve mide bulandırmaktan kurtulamaz. Duymak istemezsiniz artık. Öyle güzeldir öyle masalsı.

Yorum Bırak

PATİKA – 13

This entry is 17'nin 13. kısmı in the series Patika

Evden atıldığı günden beri böyle yürür, sarhoş gibi. Meçhul köpek Moşe. Bit torbası, kemik çuvalı Moşe. Sarıdır tüyleri, kuyruğu sarkık ve burnundan eksik olmaz hiç mavi yeşil bir sıvı. Yalpalayarak yürür. Her gece bu köşeye gelip kuyruğunu sıkıştırır, ard ayakları üstüne oturur. Evin kalın güneşlikleri akşam olunca çekilir, içeriden sıcacık bir ışık yayılır. Tanıdık kokular çalınır burnuna. Bebekliğini hatırlar. Tatlı köpecik. Genç bir kadının sıcak ellerinde huzur bulduğunu anımsar. Kucağında uyuya kaldığını. Karnı acıktığında yemek bulabildiği günler. Fakat en çok sıcacık ellerin vücudunda dolaştığı o güzelim dostluğu özler. Dayak da yedi Moşe, yemedi değil. Bir türlü nereye işeyeceğini öğrenemedi fakat.…

Yorum Bırak

KEVGİRDEN AŞAĞI

kevgirden aşağı dökülenler mi üzerinde kalanlar mı şanslıdır oğlum diye sordu. “kevgire hiç girmeyenler dayı” dedim. aferin deyip öptü.

Yorum Bırak

BİLEZİK

yataktaki uzun siyah saç kıllarını topladım bütün gün. sonra eğirdim, kalınca parçalar haline getirdim. Özenle ördüm. ince bi bilezik yaptım. biraz vernik sürdüm sertleşmesi için. iki ucuna da şu metal parçalardan taktım. bi daha gelirsen diye.

Yorum Bırak

KIRMIZI UÇURTMA

Üç arkadaş bir uçurtma yaptık, yıllar önceydi. Kırmızı bir uçurtma. Daha ilk denemede havalandı uçutmamız. Anlamalıydım. Bir akvaryum balığı gibi kıvrandı gökyüzünde. Nazlıydı. Bir rüzgar esti, yükseldi epeyce. Bir rüzgar daha çıktı, daha da yükseldi, anlamalıydım. Gevşetilen ipi ben tuttum sonunda. Rüzgar esti, ipi gevşettim. Rüzgar esti, uçurtma çıldırmış gibi hareket etti, sıçradı. Gökyüzünden metrelerce uzunluğunda bir ip düştü yere. Uçurtma başka mahallelere doğru yol aldı. Bir süre izledik. Düşmedi. Vaz geçtik en sonunda. Yitip gitti. İp kopmamıştı, çözülüp düşmüştü. Nasıl olduğunu hiç bilmedim. Gittiği yeri hep merak ettim uçurtmanın. Mutlaka güzel bir yer olmalıydı. Beni de yanında götürmediğine içerlemiştim…

Yorum Bırak

PATİKA – 12

This entry is 17'nin 12. kısmı in the series Patika

Gece boyu garip rüyalar gördü çoban, kavga eden insan sesleri duyuncaya dek. Derin bir uykunun dibindeydi az önce. Ve insan suratları ne kadar hayvansıdır uyurken. Uyurken güzel görünen bir insanı sevmemek ne kadar zor. Bir masal ülkesine kaçan her gece. Bazıları daha ilk görüşte kutsanmış gibidir. Uzatılmış bir masumiyet. Güzel uyurlar. Çoban açık ağzı, gevşek ve ağır bedeniyle bir hayvan gibi uyurdu. Önce uzak bir yerden geliyordu ses sonra ayıldıkça yaklaştı anlam kazandı. Üç kişiydiler. Pazarlık ediyorlardı. Kadın iki kişi için fiyatı indirmeye razı değildi. Adamlardan birinin sesi gittikçe yükseldi. Sonunda cebinden bir sustalı çıkarıp kadının boğazına dayayıverdi. -Yat amına…

Yorum Bırak

ŞAFAK SIKIŞTIRIRKEN

bir cüzdan almıştım, şu, boyna asılanlardan. bir zaman sonra ipi koptu. çakmakla ipin ucunu yakıp, yapıştırdım yeniden cüzdana. sonra bir daha koptu, bir daha, bir daha… koptukça yaktım ucunu, yapıştırdım. yaktıkça ipin boyu kısalıyordu haliyle. başlarda karnımın üstüne gelen cüzdan, boğazıma yaklaşıyordu gittikçe. geçende yine koptu, yine yaktım. artık sıkmaya başladı. sıkıştırmaya…

Yorum Bırak

BUGÜN GÖÇ

This entry is 52'nin 31. kısmı in the series Bugün

gizmonun yorganın altına girmesinden ya da ayaklarımın üşümesinden anlamalıydım. sonbahar gelmiş. şimdi sıçtık demeliydim.

Yorum Bırak

BUGÜN YABANCILAŞMA

This entry is 52'nin 30. kısmı in the series Bugün

“seni asla terketmeyeceğim” dedi. ben koltukta oturmuş sigara içiyordum. yanıma gelip öptü. sonra da duşa girdi. düşündüm. terkedemezdi zaten beni. sadece giderdi. ama ben de giderdim. dolayısıyla karşılıklı yer değiştirirdik. uzaklaşırdık mesela. ama bir kişi tek başına birini terk edemezdi….artık… duştan çıktı. karşıma oturup bir sigara yaktı. konuşmadık. giyinip gitti. görüşürüz, dedi kapıyı kapatırken. odaya dönüp yastığın üzerinde bıraktığı saçları topladım. neme lazım, terkedemezlerdi belki ama giderlerdi. ben kalırdım.

Yorum Bırak

PATİKA – 11

This entry is 17'nin 11. kısmı in the series Patika

Kafasının içinde huysuz bir kız çocuğunun sesi yankılandı: – Tanrılar pişman olur mu? Melekler, hayvanlar? İnsandır pişman olan. Ne yana baksam pişmanlık dolu. Kaç hayat gerek sana? Pişman olmamak için kaç başlangıç? Bir oğlan katıldı konuşmaya: – Pişmanlıktan ibaretsin. Ne yaparsan, ne düşünürsen, ne söylersen söyle. Yapma, düşünme, söyleme. Yine pişman olursun. İçinde sızlayıp duran bir yara kalır mutlaka. Senin güçsüz yanındır, vicdan ve ahlak. – Her şeyi yapmakta özgürdür insan. Yeter ki kölelikten sıkılsın. Ve özgür bıraktığında kendini bunu yaptığına da pişman olacak. – Boğum boğum birbirine sarılmış ve açlıktan birbirini yiyen birer yılandır kafanın içinde hayvan, insan, annen,…

Yorum Bırak

ON İKİ ON ÜÇ

beni özleme diyorsun, yağmuru özle rüzgarları anımsa, düşleri besle beni boş ver diyorsun, kuşlara bak sen sözlerimi düşünme, yorma kendini bana aldırma diyorsun gençliğime ver “sensizlik”leri boş ver, düşme yollara gözlerime aldırma, güzlerin umut gizlerinle kendine güneşler yarat beni yaratma diyorsun ben zaten varım

Yorum Bırak

BUGÜN “KORKUYU BEKLERKEN”

This entry is 52'nin 29. kısmı in the series Bugün

neyin var, diyor ben önünden geçerken. elimdeki kese kağıdını havaya kaldırıp “çağla” diyorum. (halbuki ben çağla sevmem, kim tutuşturdu bunu elime, düşünüyorum) bende de rakı. boğalım mı? “boğalım” diyorum. çöküyorum yanına. balık kokan ellerini kağıda daldırıp bir çağla atıyor ağzına. ardından da plastik bardaktaki susuz rakıyı dipleyiveriyor. önündeki kovayı gösteriyorum; ne bunlar? barbun, diyor. “yok be burda barbun olur muymuş?” olurmuş. elindeki oltayı bırakmadan şişeyi açıp rakı koyuyor. kadir abi de öldü, diyor. üzülmüştüm kadir abinin ölmesine. kadirleri de bilirdim. yamuğuna rastlamadım hayatta hiç. laflıyoruz. sende ne var, diye soruyor. maça kızı kaldı sadece, diyorum. tartıcı bir çocuk geliyor yanımıza.…

Yorum Bırak