İçeriğe geç →

KÜVET

kumruları düşündüm. güvercinlere özeniyorlar eşşoğluları. onlar gibi yaşayıp güvercinleşiyorlar. anlamıyorsun bir zaman sonra hangisi güvercin hangisi kumru? ben anlamıyorum mesela. sormak istiyorsun da dinleyen kim? got, got, got…

biri artık bir başkası olsa söyler miydi bunu sana?

küllüğü fırlatırken televizyona geleceğini düşünmemiştim zaten. fırlatırken bile..

küllük televizyona çarpıp o afilli şangırtı odada yayılınca banyodan koştu geldi. önce televizyona, sonra bana, sonra da küllüğün halıya dağılmış porselen parçalarına baktı.

“senden korkuyorum” deyip yatağa yattı. benden olabildiğince uzağa. yorganı boynuna kadar çekip tedirgin bakışlarla tavana bakmaya başladı. uyudu bir süre sonra arkasını dönüp. olabildikçe uzaklarda.

sokaklara çıkıyorum. dolaşırken kemik çerçeveli bir gözlük buluyorum. camını özenle silip gözlerime takıyorum. olmayan gözlerime.
kimse kimsenin gözü değilki artık.

yaşandığı gibi mi yoksa yazıldığı gibi mi hayat şimdi?

ben bir şey düşlemiş olsam mesela anlatabilir miyim bunu sana?

küllüğü fırlatırken televizyona geleceğini düşünmemiştim zaten. fırlatırken bile..

küllük televizyona çarpıp o afilli şangırtı odada yayılınca banyodan koştu geldi. önce televizyona, sonra bana, sonra da küllüğün halıya dağılmış porselen parçalarına baktı.

yanıma yaklaşıp sarıldı bana. usul usul okşadı saçımı. yüzümü öptü tüm gece.
bir bardak su ister misin, der gibi.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>