Skip to content →

Ki ben deli değilim

Bura çok sessiz. Yani, deliler için bile. Tamam mı? Ki ben deli değilim. Yani, sayılmam, deli. Ben senin için diyorum. Anlatabiliyor muyum Latif? Senin için bile çok sessiz bura. Düşün, ben n’apayım? Deli olmadığım için bu kadar sessizlik yani. Ki sen delisin, sen alışıksın bu kadar sessizliğe, senin için bile çok bu kadar sessizlik. Şu gezme saati gelse de gezsek biraz Latif. Delireceğim burada. Oha ayak sesi. Oh hoh hoh. Ayak sesleri geliyor Latif. Birileri geliyor geçiyor. Gelip geçilen bir yerdeyiz, ki şanslıyız. Aslında, yani, sen deli olmasaydın da mesela başka biri deli olsaydı, ziyarete gelseydik onu. Biz de böyle koridorda yürürdük tok tok tok. Doktorlara da sorardık, o Havva’ya sorardık, “ifindim nısıl bizim niyızi?” O da havalı havalı nefes alıp kalemiyle oynar, masaya filan bi yerlere bakarak konuşur, “son dönemde çok gelişim kaydetti, artık daha rahat iletişim kuruyor hem bizlerle hem diğer hastalarımızla” filan derdi. Halbuki Niyazi yarraa yemiş, kafa yanmış. Veriyolar odunu Niyazi’ye.

Sen gene iyisin Latiiiif. Sen çok iyisin. Başımıza olur olmaz işler açmıyorsun en azından. Ama yani beni de sürükledin peşinden buralara. Otuzbir mi diyosun? Yok yok sıkıldım otuzbirden. Bahçede gezelim. Bahçede sesler vardır şimdi. Hohoyy! Çok sesli olunca, gürültülü. Sen hiç gürültü yapma tamam mı? Yapmazsın zaten. Oh, ne güzel otur böyle sessiz. Üff şimdi bir sürü gürültü bahçede. Burası sakin. Sakin olunca çok iyi. Sessiz de yani. Ne güzel yer bulduk böyle sessiz. Sen olmasan da kalırım yani ben. Çok iyi oldu bura.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>