Skip to content →

HARİTALAR – 2

gideceğimiz yönden habersiz etrafa bakınıp sanki biri çıkacakmış da bizi olmamız gereken yerlerde olduracakmış”ı düşünürken o en olmadık anlarda aklına gelir ya inadına komikliklerle süslenmiş bir macerada önlerde yer aldığını ve birden bire gerilerden gelip üç boy da farkla at yarışları ne komiktir aslında para için yarıştıklarının farkında olsalar bu kadar uğraşırlar mı derken bir gün herkesin sustuğu saatte herkes de benim konuşmamı bekler gibi yüzüme anlamlı anlamlı bakıp senin en çok bu yönünü taktir ediyorum işte ben sanki o yönümün farkında bile olmadan yıllarca nasıl da aldanıp türlü türlü yollarla aklından geçenleri bir bir okuyup ona göre davranabilmek için kendine nedenler arıyormuşsun ve bulamayınca nedenler seni bulup yormuş olsa eninde sonunda hikayenin bir yerlerinde o silah ille de patlamalı ya hani gereksiz ayrıntılara yer vermenin nasıl felaketlere götürebileceğinden dem vuran o adam vardı elini tuttuğunu unuttuğu için önemini yitiren ve artık en can alıcı noktada kimin sustuğu veya kimin daha önce gittiği üzerine kafa yormanın anlamsızlığı ve o korku kadar bizim kendimize göre bir merhabamız olmamasının da anlamı yani tamam herkes bazen hata yapar aslında ama plansızlık programsızlık güzel sürprizler yaratabileceği için yaratmayı bir çeşit keşif saysak o eski zamanlar daha mı güzel gelirdi yine düşünmeden suratını asıp bir özür bekler gibi ya da bir şefkat gösterisi içinde biraz da cazibe saklı biraz da edepsizlik biraz kendinden bahsetse aslında uzaklara dalıp dalıp gittikçe çoğalmak için konuştuklarından çıkardığı anlamlar üzerine yeni anlamlar doğarken ben en çok yeni bir uzaklığın beklediğinden şüphelenip rengarenk kompozisyonlar için yorgun ve fazlaca yaşlı olunduğunu düşünmeden edemeyeceğimiz fikir ayrılıkları ilk fırsatta en başa dönmek ve nerde ne zaman karşılaşıldığını unutup tüm o sancılı saatleri yeniden ve yeniden ve yeniden ben kendimi bildim bileli oturup neden hep başa dönüldüğü üzerine kafa yormalar ve işin içinden çıkamadığımda ne kadar erken karar verirsek aslında o kadar az yorulacağımız hikayeyi resmetmenin mümkün olup olmadığını biraz da o sabaha kadar oturulan günlerin ertesindeki boş bakışlara benzeyen her sözde alt anlamlar aramak bin bir türlü dereden bin bir türlü suların aktığı yönde ilerlendiğinde her şey daha net yollara çıkacaksa sisleri tercih eden bir yırtıcı yaratık kadar ve kararlılığıyla en başından girişilen o yalanlarda hep birilerini bir adım daha önde kabul edip sonuçta doğruların gücüne inanmış biri bize her zaman daha karmaşık yapılar içinde daha köklü düşüncelerin oluşabileceği öğretiyi aşılamak çabasıyla belki en azından bir şans verilmiş eski benzetmelere göndermeler yapmaktan hiç çekinmeden yine de tutup hanidir söylenen yalanlara kendi de inanmışsa benim söyleyeceğim sözlerin altında yeni anlamlar aramaya gerek kalmadan demek her şeyden çok sevmek ihtimali göz ardı edildiği için konuşarak ya da konuşmayarak çözülebilecek bu bahsin bir daha kim bilir ne zaman dönülecek olan noktasında sağlamasını yaptığında hesap bir türlü tutmazsa nedenini anlamak için yardıma ihtiyaçla bir de ben buradan nereye varmak istediğimi anlatmak zorunda kalmasaydım o arada daha fazla zaman tanıyan birileri çıkınca hiç düşünmeden gitmeli misin”in kararını vermeye karmaşıklığın bu kadarının insanı nerelere götürebileceğini içerdiğin değerlerle kattıkların arasındaki uçurumu fark edip o son cümleyi kurduğun anda anlarsın ki yanlış gelmişiz zaten.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>