Skip to content →

HAKKI

rüzgar esiyorsa onu serinletsin diyedir, yağmur yağıyorsa göz zevkinedir. hakkı bir şey istedi mi onu alacaktır ya, güzellikle istemeyi bile yediremez kendine. hiçbir siparişi standart isteyemez. makarna mı yiyecek hakkı? sosunu ayrı getirsinlerdir. su mu içecek? ne soğuk ne sıcak, tam kıvamında olacak. beş siparişin üçü en az, geri dönecek mutfağa, hakkı değerli olduğunu iy’ce bi’ hissedecek.

hani hata yaptıkça yapmamayı öğrenir insan, acı çektikçe olgunlaşır, falan. günde en az beş kişinin kalbini kırar, on kişi fellik fellik kaçar hakkı’dan. o oralı bile olmaz. yüzüne bakan hiç acı çekmemiş sanar hakkı’yı, hiç hata yapmamış sanar ses tonuna aldanan. bütün terk edilişlerine başka anlamlar yükler. kaldıramamışlardır hakkı’yı, taşıyamamışlardır onun varlığını. aslına bakarsanız hakkı hatalardan doğmuş bir ruh hastasıdır, gel gör ki kendinden önceki insanlığın ulaşmaya çalıştığı nokta olarak görür kendini. hakkı bir sonuçtur hakkı’ya göre. olayı bitirmiştir yani hakkı.

bir adım atmaksa yanılgıyı kabul etmek, hani iki adım atar ya affeden, üç adım atabilsin diye gönül rahatlığıyla hakkı gibiler, gocunmadan, küfretmeden; n’apar dersiniz hakkı? attığı ilk adımı geri alır iki’den sonra. işini bilendir o. manevrasını doğru yapar her zaman. beş kuruş harcamadan on kuruş kazanır sonunda. hakkıdır çünkü onun. adı hakkı’dır.

hakkı hayatı boyunca, dik başıyla, ses tonuyla, doğuştan gelen asaletiyle, yerlerde sürüne sürüne, küfür yiye yiye tamamlar hayatını. vakur bir gülümsemeyle.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>