İçeriğe geç →

ÖYLE KOLAY DELİRECEK GÖZ VAR MI BENDE?

Hayatın hesaplanamaz olduğu ve olasılıkların sınırsızlığı fikrini içsellestirdiğim anlarda oturduğum yerden fırlıyorum. Önce odanın içinde volta atmaya başlıyorum. Sonra kendimi sokağa atıyorum. Ağzım köpürüyor. Düş gücüm zincirlerini kırıyor. Günlük hayallerden başlıyorum. Ütopyalar sonra. Kesmiyor.

Kendimi, uzak yıldızlardan birinde kur yaparken, ıhlamur ağacı kokan, melekler gibi sırtında kanatları, kızıl tenli, mavi gözlü dişi bir yaratıkla sevişirken buluyorum. Benim gibi bir adam, yanından geçen mini etekli kıza bakmıyor düşünün. Zincirleyin beni, bağlayın. Devrim falan yapmalıyım. Ötesi varsa onu da yaparım.

Bütün kadınlar kavramlaşıyor. Aromalı, yumuşak bir şekere dönüşüyor kadın. Emip, sindiriyorum. Az acı çektirmediler ben insanken. Evet, insanken dedim. Ol diyorum oluyor. Tanrı yoksa tanrı benim. Tanrıyım artık. Dahası bütün insanlar tanrı oldu, ben tanrının olmadığını farkettiğim andan itibaren. Bunu onlara daha söylemedim. Ben tanrının elini sıktım, tuz uzattim, sigarasını yaktım. Tanrının beş milyon borcu var bana. Altı yedi milyar tanrı bir arada kendinden habersiz. Ne kadar yüksek sayıda olanaklılık var. Bu ne muhteşem, bu ne bereketli kaos böyle.

Efendim küçük hanım, ne dediniz? Yok, öyle kolay delirecek göz var mı bende? Avcumdakine bakın, daha rahat görürsünüz. Aslında bir çocuğa aitti. İnşaatta verdi bana, hatıra olsun diye.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>