İçeriğe geç →

BUGÜN GÜLÜMSE

// Bu yazı 52 parçadan oluşan Bugün tefrikasının 19. parçasıdır //    

“yaptığın dürüstçe değil” dedi. dalmışım, başımda dikildiğini farketmedim. “oturabilir miyim?” “tabi, buyrun” “rüstem, bize iki çay!” diye bağırdı içeriye. sigara uzattı. adettendir diye yaktım. tanıttı kendini. adı kemalmiş. emekli coğrafya öğretmeni. şehir şehir dolaşmış anadoluyu. sonra bir torpille kapağı buraya, kendi memleketine atmış. iki sene önce emekli olmuş. “önce ne yapacağımı bilemedim” dedi. çok sıkılmış evde ilk zamanlar. zanaati olmadığı için de kahveye dadanmış. yaşı elli civarı, zayıf, tıknaz bir tip. yaşına göre oldukça gür, gri saçları var. buranın yerlilerinden, gözlerinden belli. sıradan, yolda yürürken gözünüzden kaçan adamlardan biri işte. hikayesini kısa ve öz şekilde anlattı. bu arada rüstem çayları getirdi, yenileri söylendi.

ikinci sigaraları ben uzattım. adettir ya, aldı o da. sonra “sen n”aparsın” dedi. Ben de anlattım, kısa ve anlatılacak kadarını. sustuk bir an. “kitaba bakabilir miyim?” “tabi” deyip uzattım. arkasını çevirip okudu. sağını soluna baktı. sonra baştaki cümleyi tekrarladı; “yaptığın dürüstçe değil” yüzüme bakmadan elinde kitap konuşmayı sürdürdü. “dikkat ettim, hemen hemen her gün aynı saatlerde buraya geliyorsun. oturur oturmaz da çantandan kitap çıkartıp okumaya başlıyorsun. hep aynı yazarın kitaplarını. bundan ne çıkar gibisinden baktım. anlamış olacak ki; “bir zaman…zeynep diye bir kız sevdim. bilir misin zeynepleri?” diye sordu. “tanıdığım hiçbir zeynep çirkin değildi” dedim. sırıttı. “o da öyleydi işte. güzel..” öğretmen bir arkadaşının baldızıymış. “bir akşam yemekte tanıştık. sevdik birbirimizi ve evlendik. mutluyduk. yeterince mutlu işte. evlendikten iki yıl sonra trafik kazasında öldü..” durdu. bu sefer bana ikram etmeden tek kişilik bir sigara yaktı. “her şey bitmişti. sessizce oturdum odada. sanki hiç ölmemiş, birazdan kapıdan gelecekmiş gibi onu bekledim. çok bekledim. şaka gibiydi. bir yerlere saklanmış benle oynuyormuş gibi geliyordu. zaman geçip gelmeyince anladım. ölümü değil. geride kalanın bir tek anlayamayacağı bu vardır zaten. demek istediğim artık olmadığını, boşluğu. “sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor” demiş senin bu yazar (Sait Faik). o andan itibaren ağlama nöbetleri başladı. ama ağlamak güzeldir. delirmemek için ağladım ben de. sabah akşam. yolda yürürken ya da evde otururken. nerden geldiği belli değildi. önünde sonunda artık yoktu. gelmeyecek, hiçbir zaman burada olmayacak, bir daha asla kokusunu içime çekemeyecektim. bu onun ölümünden de kötüydü. bir anda çırılçıplak kalmak gibi bir şey. insan psikolojisi garip çalışıyor delikanlı. ondan kalan boşluğu doldurmak için onun sevdiği şeylere yöneldim ben de. sevdiği yazarları ve kitapları okudum. dinlediği müzikleri hatmettim. hoşuna giden şehirleri gezdim. en sevdiği yemekleri yapmayı öğrendim. sanki o hep buradaymış gibi yaşamaya devam ettim. ona hediyeler aldım. yatarken yastığa onun kokusundan sıktım” durdu, soluklandı. “dürüst değildi, hiçbir şekilde. ona ait bir hayatı taklit etmek ve kendini kandırmak. bunu geç kavradım. ama bunu hiç kimse engelleyemez delikanlı. çelişkiler..dürüstçe değil belki ama kimseye de zararı yok” rüstem efendi bize iki çay daha getirdi. dinlediğimi görünce devam etti. “sonra çalışmaya başladım. okumak ve çalışmak kurtarıyor insanı. zaman geçti. kurtuldum ama taklit etmeyi bırakamadım. ta ki elimde bir tek kitap kalana kadar. onu da okursam sanki her şey bitecekmiş gibi gelmişti. bitmesini de istemiyordum. en azından bu şekilde her şeyi tüketerek. bu yüzden elime alamadım kitabı” “sonra ne oldu?” diye sordum. “inanmayacaksın ama tekrar aşık oldum ve evlendim. mutluyum şimdi. iki oğlum bir de kızım var. ama o kitap ve zeynep hep bir yerlerde kaldı. bilirsin zeynepler güzeldir” deyip göz kırptı. güldüm. müsaade isteyip kalktı. “çaylar benden” “eyvallah” dedim. bahçeden çıkarken döndü. “işte bu yüzden delikanlı dürüst değiliz yeterince. kendimize karşı en azından.” yürüyüp gitti. elimdeki son kitabın arasındaki ayracı çektim. muhtar çakmağım ile bir sigara yaktım. rüstem efendi boşları toplarken son bir çay söyledim, aydınlık tarafından.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>