İçeriğe geç →

AYDINLANMA SONRASI ÖZNENİN KAYBI-1

// Bu yazı 5 parçadan oluşan Aydınlanma Sonrası Öznenin Kaybı tefrikasının 1. parçasıdır //    

Batıda aydınlanma hareketinin en belirgin özelliği, düşünen bir varlık olarak insanı, üstelik sokaktaki sıradan insanı Tanrı’nın karşısına bir özne olarak yerleştirmesidir. Aydınlanma öncesi dünyada yapıp eden O’dur, özne temelde Tanrı’nın kendisidir. Bazen din adamları, ermişler, krallar veya halifeler geçici olarak özne görevini devralıp kullandıklarını iddia edebilirlerdi, ancak bunun sokaktaki insan için düşünülmesi o zamanlar küfürdür. Oysa gittikçe yükselen bir Babil kulesini andıran bilimsel bilgi arttıkça, endüstriyel devrim ilerledikçe, insanlar Tanrı elinde bir piyon olduklarını duymaktan hoşlanmaz hale gelmişlerdi. Üstelik bu özne adına konuşan eyleyen bir takım adamların ahlaksızlıkları ve adaletsizlikleri ayyuka çıkmışken bu hiç de zor değildi. Humanizm, tanrılardan ateş çalan prometeus efsanesine benzer bir tavırla kutsal bir insan dikiverdi kutsal kilisenin karşısına. Yeryüzü topraklarının, kaynaklarının, insanlarının ve pozitif bilimin tamamına yakınını kendine hizmet ettirir hale gelen insan Nietzche’nin deyimiyle Tanrı’yı öldürecekti. Nietzche bu cinayetin çok da büyütülmemesi gerektiğini, kaçınılmazlığını, asıl şimdi ne yapacağımızı sorgular. Kanlı elleriyle bu insan güruhundan yeni tannrı veya tanrılar doğacak mıdır? Nietzche’nin felsefik çabası bunun koşullarını araştırmaktan ibarettir. Nietzche çağının büyük gürültüsünün içinde sorunu en erken farkedip doğrudan dillendiren oldu.

Kriz başlamıştır ama farkedenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Örneğin okuduğunuz bu metnin bir yazarı vardır. Siz bu metni okurken bilinçli veya bilinçsiz olarak, kelime seçimlerinden, yorumlarından, cümle yapısından yazar hakkında bir fikir yürütmeye başlarsınız. Metinde ne anlatılırsa anlatılsın aslında gizli özne yazardır. Roman türünün doğuşu da insanın tarih sahnesine bir özne olarak çıkışıyla aynı döneme denk gelir. Modern dönemde romanda bu gizli özne de tasarlanmaya başlar, mesela anlatıcı yalancıdır, kandırılmıştır, çarpık bir bakış açısıyla okuyucuyu bilgilendirmektedir, hatta okuyucuyu seviyor veya ondan nefret dahi ediyor olabilir. Öznenin değişimi mimariyi, resim sanatını doğrudan etkiler. Hatta dini söylemlerde çileciliğin havasını söndürür, hakim dini söylemde de insan iradesi olan, bu irade nedeniyle hesaba çekilecek bir varlık olarak tasvir edilmeye başlanır.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>