Skip to content →

ALEXANDRO DE SOUZA, ALEX YANİ

Lefter ve Alex“Ben her 1 Ekim akşamı rakı içerim kardeşim. 30 senedir. Sene kaç? 2042. Tam otuz sene olmuş. Her 1 ekim akşamı bu fotoğrafı çıkarırım dolaptan, Gelirim buraya, peynirimi alırım önüme, rakımı içerim”.

Önünde, eski bi topçunun, Alex’miş adı, Ordinaryüs Lefter dediği başka daha yaşlı bi futbolcunun elini öptüğü fotoğraf… Ankara’nın en eski meyhanesi Tavukçu’da bir adam Semih abi. Yaşı elli sekizmiş. Daha çalışıyor, maliye’de müfettiş. Yanlış anlama takım tutmuyor. Çok eskiden Galatasaray’ı tutmuş.

“Baktım yanlış yerini tutuyomuşuz, hep güzelliği onaymış bilader, öyle olunca bıraktım, niye tutayım? Sonra futbolla da alakayı kestim. Ama çok güzel topçuydu bu oğlan. Hani biz övünürüz ya kendimizle, yok misafirperver, yok saygı, yok sevgi, hep tıraş. Bu oğlanda hepsi vardı. Tertemiz yüzü vardı bu oğlanın. Mahallede dövemezsin ya böyle tipleri, öyle yani. Sayesinde yeniden maç izledim. Bak bizim zamanımızda bi laf vardı; yani anlatıyosun böyle bişeyi, hani çok güzel ama yani tam olarak en iyisi değil anlatabildim mi? En mükemmeli, en güzeli değil yani. Anlatırsın anlatırsın, sonra dersin ki, yani güzel, çok iyi, çok kaliteli falan ama bi Alex değil yani tamam mı? Öyle denirdi. Çok güzel oğlandı. Gönderdiler. Hem de önce heykelini diktiler, öyle gönderdiler. Oğlanı babasının evinden kovdular yau. Miras kavgasına. Ben de yadederim hep böyle. Kulakları çınlasın. Bu millet böyledir kardeşim. Önce heykelini diker sonra anasına söver. Böyledir”.

Published in DÜZ YAZILAR

One Comment

  1. Utanmaz adamların memleketi olduysak demek ki, azıcık adam olanı, azıcık haya duygusu olanı hemen dışlıyoruz, korkudan mı kinden mi bilmiyorum…

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>