Şu sokak köpekleri ne kadar bilge bakarlar. Tekme atan adam, insan olduğunu ispatlıyor bir şekilde. Kızartıp yiyorum her gün kuzucukları, tavukları. Pek de güzel oluyor. Benim en büyük utancım bir kurbağanın kafasına işemiş olduğum gerçeği. Affet beni tanrım, kurbağa affetmez nasılsa. Yaz tatili yaptığımız kampın uyduruk bir tuvaleti vardı. Gece yarısı girdim. Ses duyunca delikten içeri baktim. Söz konusu kurbağa gözlerini bana dikmiş bakıyordu. Sıçrayamayacağı kadar derin lanet çukur. İşedim. Tam kafasının üstüne tazyikle işedim. Vırakladı, çırpındı. Belki ısınmıştır. Arkama bakmadan kaçtım oradan. Kırlarda otlayan inekleri yerken acımıyorum da neden bu kurbağa rahatsız ediyor beni? İnsan bok çukurundaki kurbağanın yerine daha kolay koyuyor kendini. Bazen düşünürüm kendimi o çukurda. Nemli hela kokusunun içinde gözlerimi yukarı dikmiş beklerken. Ve gök yüzünü de görmeliyim ben. Yıldızlarla donatılmış geceyi izliyorumdur üstü açık heladan. Biri gelir kurtarır mı beni? Bildiğim her insanın kafasının tam ortasına işenmiştir.
Metinler kategorisine gönderildi
|
Havalar soğur. Havalar ısınır. Mevsimler değişmez. Binalar aynıdır hep. Tozlanırlar azıcık. Hiçbir şey değişmez. Hiçbir şey yapamazsın. Sürgünsün. Memleket, anlaşılmaktır biraz da. Sürgünsün uzak bir ülkeden. Dahası herkes oradan gelmiştir de hafızası silinmiştir sanki. Sonra tek hatırlayan senken bir bakış takılır gözüne. Ben de hatırlıyorum, fısıldar kalabalığın arasından. Anlatırım bir gün tepelerin ardındaki yurdu. Şimdilik “cebimde 75 kuruş var gönlümde bahar”…
Metinler kategorisine gönderildi
|
Sınav da yok artık, rahatladım. Bara gittik hemen. Ağaç, çelik ve elektriğin çığlığıydı gitar. Ağladık kölelerin hüzünlü tarihine. Liseli bir kızla tanıştım. Kızıl saçlı, acayip tatlı. Kırmızı adidas eşofmanları bluesla bağdaşmasa da güzeldi. Konuşurken bir an içine girdiğimi hayal ettim. Yüzü nasıl değişirdi.
Yanımda konservatuardan dallamalar vardı. Gotik, gölgeleme falan dediler. Ağzı açık dinledi bizimkisi. O an içinden ne geçiyordu. Evde televizyon izleyen babasından ne kadar farklı olduğumuz mu? Biz adam değiliz demedim. Bakma böyle konuştuğumuza, bir gün bir tenhada vurdular bizi. Bu entel menileri ceset kokusudur.
Sormadım sınıfında ona aşık bir ergen olup olmadığını. Çok güzel, çok havalı. Vardır birkaç tane…Git ona ver diye bağırmak geldi içimden. Biz adam değiliz. O ölmeden ver ona. Sivilceleri patlamış alnına mutlu bir uyku üfle. Hayatı boyunca unutmasın seni. Sustum… Aşk hep kaybeder mi? Sormadım. Bir kaç kadeh daha içtik. Güldü… Bütün gece güldü. Ben de duruldum bir süre sonra. Eşofmanın içindeki vücudu hayal ettim.
Metinler kategorisine gönderildi
|
Arkadaşımın iki yıldır çıktığı kızla muhabbet ediyorduk bu sabah. Bir kavgadan bahsediyordu ve bir kızdan. Sonra birden, kızı kirletmişler, dedi. Yetinmeyip bozduklarını da ekledi. Düşündüm. Bu kız namuslu saygıdeğer tavrını sürekli tekrarlardı. Çocuğa da vermiyordu zaten.
Annemi kırmızı noktalı filmlerden birini izlerken yakalamıştım. Yaşım onaltı falandı. Annem gerçek bir muhafazakardır. O yaşa kadar nasıl yetiştirildiğimi düşünün artık. Ertesi gün doğru keraneye gidip anneme hiç benzemeyen bir kadını düzdüm. O kadar iyi davrandı ve ben stres içindeyken bunun keyifli bir şey olduğunu kavramamı sağladı. Sonradan çok fahişe düzdüm. Çoğunluğu iyi yürekli köylülerdi. Gerçekten içten davranırlar, inleme kısmı dışında, ve garip bir bilgeliğin sahibidirler. Erkekler askere yollandığında kızları da geneleve zorunlu hizmete yollasak kadın sorunları sonunda bir çözüme ulaşır sanırım. Arkadaşımın sevgilisine diyemem “içindeki fahişe ölürse kızlar ölür”. İsa, Maria Magdelena’ya aşık olurken gerçekten temiz bir kadın buldu.
Metinler kategorisine gönderildi
|