İçeriğe geç →

Etiket: şiir

BİR ŞEHRİN UZAKTAN GÖRÜNÜŞÜ

elbette birinciyiz aşkların arasında birinciyiz sevmede, tükenip tüketmede ansızın korkmalarda, kuşku tuzaklarında cesarette öncüyüz, aldatmada birinci defterin ilk sayfası, son satırı gibiyiz bir ekmeğin sessizce bölünüşü gibiyiz, zamana inat kalan bir kısa an gibiyiz öldürme bilinciyiz saklanmış cümlelerde yıkılan duvarların toz duman kederiyle bir şehrin uzaktan görünüşü gibiyiz

Yorum Bırak

YAŞANIR

bir acemi zamandan devşirdim bu sabahı bana konan kuşlardan bak hiçbiri gitmedi sustuğum yerden başlıyor küstüğüm güz yağmuru belki yarım, belki uzak belki eskimiştir aşk güneşse güneştir hâlâ geceyle platonik yağmursa yağmurdur o, saklar, söylemez usançsa öfkeyse her neyse odur! bilmiştir, bilip öyle gelmiştir yine öyle yaşanır telaşlı sevgililer güvercinler yaşanır tedirgin çatılarda sözler yaşanır yine, güzler beklemez umutlar, uğultular yıllar sonra devşirme hiçbir şeye değmeyen sözler misali durdum oyalandım önceler içre hayır ben de anlamadım zamanı yönü söylemiştiler belki bütün sözlerimizi izin içinde bir iz gizin içinde bir giz aramak içinse zaman kalmadı artık zaman öyle iç içe bana…

Yorum Bırak

ANLADIYSAN

Gözlerimde yitik şehir kalıntıları Anladıysan affedersin ömrümü Zaman başka yalanlara akarken de dönüldü Anladıysan çağır beni, bul beni. Yenikti bir tarih gibi sözümüz, yenilikti Bir yanıyla saklıydı ve bir yanıyla sevgili Çoğu gider azı hepten kurtulurdu bilmesen Gözlerimdi yitik şehir, anladıysan affola. Yanılmıştım, saklanmıştım, anladıysan bilirsin Yeni değil tarih gibi önceliydi gittiğim Dönersem de seni bulmam, sen olurum belki de Dünlerin de dili yaban, hem şimdiye öfkeli Dünlerin de bildiği var Anladıysan söyleme.

Yorum Bırak

İÇ

çuvallamanın resmiydi picassovâri öncelikler kaldı ardımızda, bit yenikleri verilmiş sözler mi gelmişti de gülmüştük sönerken ışıkları perdelerin sonralıklar yanmıştı kaldırım banklarında kaldırımlar bütün bir sonbahardan kalma usangaç ölüsüne dünyalar yağan ne bilsin ki çay bardağı kadınlar düşlenecek sessizliğin de sustuğu o saatlerde derin harfler düşülecek inceden inceye soğumuş rüyaların cinnetinden cayarak yine de susmamak gerek buna da şükür hem kısaca yukarıdayız bir şeylerden! yanımız yöremiz dışkünler yurdu yine “çağrılıyoruz”, yel alsın, ne yapardık? yine de içerdeyiz! o kadar ol-masak da belki de o yalandık…

Yorum Bırak

GÖZ GÖZE

Gözlerinizi saklamayın, hanfendi Saklayamıyorsunuz zaten Korkmayın biz bizeyiz, bozulmaz düzeniniz Tehlikeye gelemiyorsunuz, tamam O zaman nasıl aşka kalkışırsınız? Gözlerinizi, hanfendi, kaçırmasanız artık? Bakın işte korkmadan gülümsüyorum Adınızı söylemek üzreyim, korkmayın! Biz bizeyiz, dedim ya, bozulmaz düzeniniz Hanfendi, gözleriniz, gözleriniz hanfendi! Bir çiçeğin bakabilse bakacağı gibi ya, Gülebilse bir çiçeğin gülüşünü gülünüz Bakın belki ansızın sevmeye koşuyoruz Bozulmaz düzeniniz, biz bizeyiz, dedim ya Gözleriniz hanfendi, tehlikeli bir deniz Şimdiden ürkütüyor gitme ihtimaliniz…

Tek Yorum

KIŞ DALLARI

yangınlar çıkardı kış dallarından ateşini kendine saklardı mevsimin aşıkları özlenenler olurdu izlenen her gecede onsuzlarca geç kalınmış öykülerin arkasından bakılır küsülürdü bir şeylere karın yağdığı yollara yağardı sevgili nerde olduğunu bilmez, nerelerden gelirdi? bir masalın ardından susulan sesler gibi binbir anlama gebe, binbir geceye aşkla sondan başa doğru giden bir hayal kurulurdu uzaklara bakılır susulurdu bir şeylere anılarıyla oynayan çocuklar vardı, her seferinde kırıp, o ağlamaya yakın bilirlerdi karın yağdığı yollarda umutlar soğuk anılar unutulmaya daha yakın olurdu korkuyla beklenir, sonra yazılırdı bir şeylere ezberlenmiş sözlerle geçiştirilen aşklarda yalanlara, oyunlara hevesli havasında hiç olmazsa biri çıkıp söylenirdi dünyaya hiç olmazsa…

Yorum Bırak

MEZARLIK BEKÇİSİ

korku değil sabırsızlık bilinç değil inanç gibi yürümek, tek kişilik bir ömür gibi yürümek, sere serpe düşünmek gibi karanlık mıdır esas yalnızlık mı? bir hikâye beklemez diğerini ansızın bitebilir bir sağanak geceyi nişan alan silah gibi! her unutuş bir ölümü başlatır yanlış yerde birikmek tüketir bir şeyleri doğruyu bilmekse kanatır kimi söylenince inanılmaz sorun değil “durun!” gibi…

Yorum Bırak

AYRILIK

işte böyle, “oyunlara” yabancı, yani en azından biraz daha saf, biraz daha sevgili biraz daha samimi ve acıyan… işte böyle, gözlerin de bir anlama geldiği yani, “geçerli” olduğu biraz da… işte böyle, aşkın yorgunluk içre sesleri olmadığı yani “böyle” olmayan bir şehirde bir vakitte bir izde buluşuruz seninle…

Yorum Bırak

HESAP

I. güçlü olmaktır artık, belki de, suçlu olmak. “geniş zaman” yetmiştir, yaşamak gerekmiştir… hiçbir ses yaralayamaz yani, sesler uzaktır. öyleyse giyindiğimiz öfke yelekleri de anlamını yitirmiştir, ağırlıktır yalnızca, o ki, güç, sağırlıktır! sesler uzaktır öfke anlamsız. II. evren parçaları düşmüş gölgelerimize susturduğumuz rüzgarlar hep “bize inat” şimdi bir karanlığı indirmiş zaman yüreğimize gecikmiş yağmurların özgür kaldığı günde koşsa mıydık, kalıp koksa mıydık bir susuzluğun midesinde?… III. ne kadar öfke kaldıysa yolumuzda, ne kadar inat, ne kadar sancı, ne kadar hüzün; kendi payıma düşenleri, usulca toparlayıp yakıyorum. külleri koyup cebime, hesapsız tüten dumandan uzaklaşırken, buraların türküsünü* söylüyorum içimden. yani gidiyorum… siz…

Yorum Bırak

YAĞMUR AYINDA BERABER

gideriz yağmur ayında -bizim değil- çocukların gözleriyle dinlenirken ilkbahar! cesaret istemez hüzne gözlerimiz buluttan iner yağmur özüyle sus pus zamanlar düşer düşlerimize kırık dizeler düşeriz yollara dayanmaz yüreğimiz -bizim değil- acıya bir şehir daha düşer gözlerimizde… gideriz yağmur ayında, yalnız! dersin: sana oyun mu gelir oyun mu bu öncesiyle tükettiğimiz, umut! dersin: serseri bir yaradır hâl-i cana düşüren sevdayı biz yarattık odur ömrü bitiren azı düşleri çürümüştür sevdanın artık… uzaklara bakar gibi bakarım, “anlamlı” bakarım gözlerine anlarsın… üşümüştür yalnızlık sokaklarda aysarı lambalara utangaç bakışlarla gideriz yağmur ayında beraber değil.

Yorum Bırak

İKİDE BİR

kapımı çalan gün mü, ertelediklerim mi? yüreğim ağzıma geliyor ikide bir! uzak zifirlere taşınık düşler tarifsizlik yanı başımda… ne zaman soytarıp da biraz açılsam desem ne zaman yanımdan geçse beyaz ahşap bir tren ve tutunup dallarına “bana inanma” desem bir kara siren sesiyle dalıyorum içeri karşıma kuruluyor kara kuru bir mazi bir mazi burnunu çekip duruyor ikide bir… yarım yamalak öfkeler bu umutlar, bu sesler balkonlara güvercinler konuyor ikide bir balkon seslerine kulak vermeli umutlara, öfkelere o zaman bir de kuğuran her güvercine isim koymalı taşlara, yosunlara, yağmurlara, düşlere… kapımı çalan gün mü ertelediklerim mi? bağcıklarımı çözmüş gidiyorum şehir ayağıma…

Yorum Bırak

BAS GAZA

Bas gaza Yazılsın çocukluk düşleri Özgürlük şarkısı Kurulsun saatler yeni baştan Rüzgarda savrulsun mekanın saçları Dikiz aynasında hatıralar Bas gaza Hızla bitsin bu şiir

Yorum Bırak

KRİZ

Bu yıl kuraklık olur mu? Gelecek yıl? Çekirge sürüleri yağmaladı tarlaları aç, susuz, hasta hayvanlar kutsal kitapların gazabı çöktü üstümüze sandığa oy atan elle yağmur duasına çıkan el ne kadar benziyor birbirine

Yorum Bırak

NE AÇLIĞIN ESTETİĞİ VARDIR, NE YOKSULLAR MUTLU

kel kafalı oğlanların gülümseyen yüzlerini fotoğraflayan el ele üniversiteli sevgililer ve kaşarlanmış solcular defolun bok kokulu geceleri ürktüğünüz mahallelerden siyah beyaz fotoğraflarınızı da birlikte götürün ne açlığın estetiği vardır ne yoksullar mutlu Yoksul mahallelerde çocuk fotoğrafı çekecekseniz dikkat edin, yanınızda siyah beyaz film olsun. Gerçek renklidir çünkü. Ve kimse gerçeği görmek istemez. Tatillere çıkın. Yol kenerında gözleme yapan kadının fotoğrafını çekin. Arkadaşlarınıza gösterirsiniz sonra. Bak kaçırmadım. Herşeye rağmen henüz kirlenmemiş insanları yol kenarlarında, dağda, köyde, gece konduda arayıp bulun. Sizin olmayan masumiyeti sahipleniverin. Yalnız fotoğrafta mı var bu sömürü? Şiirde de var, sinemada da. Bu siteyi okuyanların her biri şiir…

Yorum Bırak

BİR ÇİLEK KURBAN ET

Ölü tazının bedenini kaplayan kurtçuklar Yavruları asılıyor memelere süt için Leş kokusu siniyor bedenime Bir dışkı yığını İçimde sineklerin uçuştuğunu duyuyorum. Ağzımı açıyorum İçinde uğulduyor sinekler Bokla doldurulmuş olduğum anlaşılmasın Susuyorum Bir av malzemeleri dükkanında, doldurulmuş baykuş Toz ve küf kokmayı bir de çocukları korkutmayı bilirsin Sen öt şimdi, dursun zamanın sarkacı Dondurulmuş bir gece vakti gibi doldurulmuş ay ışığı gibi ölü zamanlardan sıyrılıp gelen ormanın zehirli meyveleri Yaklaşma sakın Fısıltılar, beyninin içine yürüyen kocaman yalımlı gözlerden. Av eşyaları satan dükkanın yaşlı ölüsü! Hayat akar anlaman için Çabalamadan sadece bırak kendini ırmağın akıntısına Ve kara dallar ve vurulmuş bir patika…

Yorum Bırak