Bir hafta sonu kuyruklarda bekleyerek, üstelik düdük de ötmeden granit kaplı binadan içeri girip, yürüyen merdivenlere bindiğimde, beyzbol şapkalı adamlar, tavukları çok çeşitli yerlerinden parçalayıp kızartarak ve menüleri kovalara acilen atarken, üstelik alışveriş ederken ve hatta yürür dahi gezerken dönüyordum ki, akın akın kapılar doluyordu üstüme. Bense oradan kaçıyordum ve mısır taneleri bardaklara, dondurmalar külah değil kağıt kutulara konar olmuştu, olabilirdi. Bazı adamlar açtı, bazı adamlar hem aç hem kadına açtı ve bu ayıp mıydı? Bazı kadınlarsa çıplaktı. Adamlar bakınca, ayıp kadınlar çıplanınca ne olurdu? Bazı kadınlar da açtı ama aç kadınlar edebiyatımızda yeterince işlenmemişti. Kadınıyla erkeğiyle insanların yüzüne garip…
Yorum BırakAy: Mayıs 2008
Gece olup da kimse kalmayınca etrafta sordum: -Menekşe, sen neden mavisin? Cevap verdi menekşe; -Menekşe, sen neden beyazsın? Bakakaldık birbirimize. Ben de mi menekşe… Sonra rüzgar çıktı, üşüdük. Yapraklarımız mavi beyaz dokundu birbirine. Bir gecenin incecik çiçekleri oluverdik. Ne birdik, ne ayrı. Ne yapraktık, ne çiçek. Yıldızlara baktık, titreyerek dokunduk birbirimize. Böyle daha iyi, bastığımız toprak daha geniş geldi gönlümüze. Belki dedik karanlığın ortasında yurt edindik birbirimizi. Boşlukta yuvarlanan bir gezegen, ben beyaz sen mavi.
Yorum Bırak