İçeriğe geç →

Ay: Kasım 2005

AN – 6

This entry is 49'nin 6. kısmı in the series An

Babası görür diye korkarak apartman aralığında belden kıvırıyor eteğini. Ten rengi çorabı müdür yasakladı. Müdürün bakışlarını kaçırmadı. Doğrusu güzel bacakları. İnternetten indirdiği parçayı kaydetmeyi unutmadı. Kalbi küt küt atıyor. Bu öğlen Mithat’la konuşmalı. Boş ver gitsin coğrafyayı.

Yorum Bırak

AN – 5

This entry is 49'nin 5. kısmı in the series An

Bağırıp çağırıyor yine babası. Oysa dünya sayıyor yalnız parayı. Beş kuruşsuz babası. Parası kadar erkeklik taslamalı. Giyiyor takımın formasını. Ne isim var üstünde ne numarası. Ölen meçhul bir asker gibi. Ayna karşısında jöleliyor saçlarını.

Yorum Bırak

AN – 4

This entry is 49'nin 4. kısmı in the series An

Bir otobüste gidiyor 42 er. Yani 15 oğul, 8 sevgili, 6 baba, 5 koca, 4 aşık, 3 dost ve biri daha. O biri yalnız.

Yorum Bırak

AN – 3

This entry is 49'nin 3. kısmı in the series An

Pazarda erik satar. Ustadır acaip şeylere inanmakta. Uzaylılara, cinlere ve medyumlara. Yeminler ediyor deprem gecesi eriklerin yapraklarını döktüğüne. Hayatta en büyük pişmanlığı evlendiği kadın, teyzesinin kızı. O düşünürken yine kakmışlar sahte bir lirayı. Çevirip duruyor elinde sinirle.

Yorum Bırak

AN – 2

This entry is 49'nin 2. kısmı in the series An

Bak diyor 35 lira türk malı, çelik bant var içinde. 30 lira çin malı, çelik bant yok içinde. 30’luk ver diyor müşteri, mavi olsun. Satıyor malı. Tükürüp arkasından yere devam ediyor bağırmaya… Ordadır bavulun sağlamı, ikisi de çin malı.

Yorum Bırak

AN – 1

This entry is 49'nin 1. kısmı in the series An

Eti değil kendini dövüyor kasap Kazım. Daha dün bıçaklanmış biraderi. Kardeşinin barsağından farksız ineğinki. Derisi yüzülmüş kaslarla kemiklere bakıyor. Aklından bir garip düşünce geçiyor: İneğin ruhu var mı? Eti değil kendini dövüyor.

Tek Yorum

ÇOK

açıklanamayacak kadar çoktu. şiddet denebilirdi artık, öyle güçlüydü. etrafta gezinip maruz kalıyorduk. sen, ben önemsizdik.

Yorum Bırak

ARDA KALAN

Yanmış zeytin ağaçlarından, ter kokan çarşaflardan, ölmüş bir çocuğun pabuçlarından, yıkılmış kentlerin taş avlularından, kuruma bulanmış sisli camlardan, kadının gülerken ağzını örttüğü ellerinden, ürkek bir su yılanından, haziranda ıhlamur kokusundan, o mavi bisikletin kopan zincirinden, perdeler arasından sızan aydınlıktan, dolabın dibinde unutulmuş bir gazeteden, temiz bir gömlekten, fazladan alınmış bir poğaçadan, ilk defa kollarına alışından, çektiğin nefesi vermeden beklerken, arda kalan…

Yorum Bırak

YİNE DE

– seni kördüğüme çevirdim – seni gördüğüme sevindim

Yorum Bırak

BİLGE

Yaşlı-bilge adam fantazimiz hayatın bir anlamı olmasını dilemekten öte nedir oğul? Söyle bana.

Yorum Bırak