İçeriğe geç →

Ay: Mart 2005

BUGÜN KLEINER LAUSCHANGRIFF

This entry is 52'nin 43. kısmı in the series Bugün

morga giderken arabanın kasasında üç kişiydik. mübaşir, teknisyen ve ben. mübaşir aptal aptal sırıtıyordu; “bu ay 18 otopsiye gittik, tanesi 5 kuruştan hesapla..” hüseyin abi oralı olmadı. derin derin çekti sigarasını. normalde yolda iken rastladığı garip olayları anlatır, işinin zorluğundan bahseder dururdu. “nedir hüseyin abi?” diye sordum. “çocukmuş bu seferki” dedi. “çocuklar zor. hepsi zor da bunlar daha bir zor gülüm. kesemezsin. elin titrer. için çekilir. üç gün uyuyamazsın.” gözleri dolar gibi oldu. oldu, olmadı gözüm mübaşire kaydı. parmaklarını sayıyordu hesap yapar gibi. hastaneye geldiğimizde savcı önde, biz arkasında morg kapısından içeri girdik. hüseyin abi otopsi odasına daldı. biz imamın…

Tek Yorum

SUS

yanıma su aldım yatmadan önce. susarız diye. ne çok olmuş beraber susmayalı.

Yorum Bırak

BUGÜN “OLMAYALI”

This entry is 52'nin 42. kısmı in the series Bugün

255 asal bir sayı değil. 3’e bölünür, 5’e de bölünür mesela. yeri geldiğinde, gün gün, 255’e bölünür.

Yorum Bırak

BUGÜN “BÜYÜK SAAT”

This entry is 52'nin 41. kısmı in the series Bugün

arasıra oluyor; yolda yürürken dengemi kaybediyorum. düşmüyorum ama bir iki adım zik zak çiziyorum. durup dururken. dar koridorlarda daha sık başıma geliyor. bir sağa bir sola çarpıyorum. hırkalarımın, kazaklarımın kollarını kapılara taktırıp yırttığım çok olmuştur. bugün de çarptım koridorun duvarına. durup dururken. kıçımla dağ devirdim; duvarda asılı biblo yere düştü. kırıldı yekpare alçı. onuncu yaş günümde mahalleden bir çocuk vermişti. çocuğu bugün görsem tanımam. basit, ucuz, zevksiz bir kabartma. çocuk da biblo da eski. unuttuğum. ama nihayetinde kırılan bir “şey” işte. kırılmasaydı keşke.

Yorum Bırak

MESAFELER

öyle bi yerdesin ki nereye adım atsan bana yaklaşırsın.

Yorum Bırak

MASAL – 3

This entry is 4'nin 3. kısmı in the series Masal

Güneşle göz göze geldiğimde bıraktım ancak yürümeyi. Bi şeyler söyleyecek gibi bakıyordu sanırım ama fazla durmadı. Biraz soluklandım. Hala güneşi görebilen bulutların pembeliğini seyrettim biraz. Ne kadar öyle durdum bilemiyorum ama sırtımdaki terin soğumasıyla farkettim rüzgarı. “Merhaba” diye başladı söze. “Seni daha önce görmemiştim buralarda”. Gözlerim bi ağaç altı arıyordu. Kafamı sallayıp geçiştirmeye çalıştım, üsteledi, “artık kalmadı senin gibi yürüyen, nereye gidiyorsun ?”. Sessizliği bozmadan yol kenarına doğru yürüdüm ama vazgeçeceğe benzemiyordu. Arkamdan koşup önümde bir tur döndü yüzümü toza bulayarak. “neden konuşmuyorsun?” sorusunu sorduğunda gözüme giren tozları temizlemekle meşguldüm. Burnumdan derince bir nefes çekip verdim. “seni ben konuşturuyorum ama…

Tek Yorum

BUGÜN O O

This entry is 52'nin 40. kısmı in the series Bugün

yumurta canım çekmiyor artık. sahana iki yumurta kırmak aklıma gelmiyor. başkası için… sarısı banmalık, beyazı tam pişmiş bir şeyler hazırlamayı istemiyorum bile. hiç. ha ha ha… ulan zaten yap diyen de yok. hiç.

Yorum Bırak

MASAL – 2

This entry is 4'nin 2. kısmı in the series Masal

Öğleden sonra bilgisayarı, ocağı, vanaları, perdeleri kapadım. Sigortaları indirdim. Çantamın içine bi kazak koydum. Sonra gözlüğümü, sigaramı, çakmağımı, el radyomu. Üzerime hırkamı aldım. Ayakkabılarımı giydim. Kapıyı kilitleyip çıktım. Güneşe doğru başladım yürümeye. Kirazlar yeşildi daha. “bisküviler” dedi. “olacak” dedim tren köprünün altından geçerken. “Şu şehirden bi çıkayım.”

Yorum Bırak

MASAL – 1

This entry is 4'nin 1. kısmı in the series Masal

“Bana bi masal anlatsana” dedi. sonunu dinlemeden uyuyacağım bi masal değil ama. İçinde cüceler de olmasın, kurt da kuzu da. Kazananlar, kaybedenler, pastadan evler olmasın. Bi kaç ağaç olsun, biraz deniz…Sıcak olsun, üşüyorum çünkü şimdi. Annem babam, her gün gördüğüm insanlar olmasın. Sessiz olsun. Ama bi el radyosu olsun masalın bi yerlerinde. At olsun, ya da atlar. Ama atlılar olmasın. Çay olsun biraz, biraz da bisküvi. Ben de gelirim belki. Yalnız kalma koskoca masalda diye. Ama istemezsen yalnızca dinlerim. Konuşmadık bi kaç dakika. Beni izledi. Yüzümün ışık vuran tarafını. Alnımı, burnumu, gözlerimi, çenemi, dudaklarımı uzun uzun inceledi. Sonra sabrı tükenmiş…

Yorum Bırak