İçeriğe geç →

Ay: Mart 2001

CEM KARACA

Bir insanın kendisiyle olan umutsuz mücadelesi: Cem Karaca. İki insan sanki. Gençliği ve yaşlılığı boğuşuyor. Gençliğini öldürdü. Şimdi şarkılarda, anlatılan öykülerde yaşıyor tamirci çırağını söyleyen coşkulu adam. Boğazı kesilmiş bir gerilla lideri gibi. Yaşlı adam şarkılarla savaştığının farkında değil. Bir efsaneyi yenmeye çalışıyor. Kendi isminin altında eziliyor her gün. Bu kadar uğraşmasının asıl nedeni parasız kalmış olması herhalde. Yoksa o küçük barlarda söylemezdi, emin olun. Ve eski şarkılar istendikçe peçetelerle her gece belki anlıyor belki anlamıyor umutsuzluğunu bu yaptığının. Öfkeyle reddediyor onları söylemeyi. Müthiş bir mücadele bu.

Yorum Bırak

AMAZON AFRİKA

büyük suların kutsal ve narin kızı derinlikte asılı öylece mavi balina sen herşeyi görürsün şevkatli koynundur okyanus tabanı diz çöktük affet günahlarımızı arınacak ruhlarımız senin şarkınla mavi balina ağlıyor okyanusun sessiz bakiresi amazon afrika sen ben tanrı soyu balina uyku ürkek ve masum bir yılan keyiften ısırıyoruz birbirimizi amazon afrika çizgi roman kahramanları onlar kadar erkek olmasam da gebeyim kendime evrildim yine benim ya ısırdın kopardın beni tanrı olsam gerek soyum balina sonra deniz yıldızları ve süngerler tanrı onlar da

Yorum Bırak

BİR GORİL SÜRÜSÜNÜ NE KADAR AŞTIK?

İş çıkışı kaldırımlarda dans eden çiftler görebilir miydik? Gün batımında şarkı söyleyen kızlar oğlanlar da olur muydu? Kaç kişi öpüşür sokaklarda, kedinin bokunu sakladığı gibi kapalı kapılar ardına gizlenmektense. Sen kaç insan gördün söven, kavga eden; kaç insan gördün öpüşen? Sokağa çıktığında nasıl bir şehir bekliyor seni? İçine derin bir soluk çekip rahatlayabiliyor musun? Artık güzel bir şey görmek istiyorum. Yüzeysel, tamamen görüntüler dünyasına ait ve ilk bakışta baştan çıkaran. Salakça mutlu etsin beni. Dünyaya ve insana estetik bir görünüm vermekten o kadar uzağız ki. O asıl aldırmamız gereken iç güzellik denen şeyin ne kadar nadir olduğunu anlıyoruz. Odana astığın…

Yorum Bırak

UYUYOR

Yağmur inatlaştı Ankara’yla. Gece de yağmayacak. Rüzgar olunca yağmazmış. Elini yaslama duvara, üşüteceksin.

Yorum Bırak

ÇİMLERE SERİL ŞÖYLE

Çimlere seril şöyle. Kapa gözlerini. Hafiften rüzgar esiyor. Bulutlar gelip kapıyor güneşi. Çimin nemini sırtında hissediyorsun. Rüzgar çıkıyor yeniden. Güneş açıyor. Güneşin soğumuş bir parçasıysa dünyamız, hepimiz külüz. Güneş ve kül. Ve böyle dostlukla ışıldaması aldatmaz seni. Öyle bir ülkede doğdun ki sen, doğanın korkunç bir canavara dönüşebileceğini biliyorsun aslında. Yarın kuraklık gelecek belki, belki bir depremde bu çimlerin arasına gömülecek büyüdüğün kent. Şimdilik bunları düşünme ama. Sevdiğin kızın gözlerinde altın ışıltısına bak gökyüzünün. Ve yalnız o gözlerin kamaşmasında bir an tanrıyı görür gibi ol. Kağıda eşgalini çizebilecek kadar net, kıvılcım gibi kısa bir an. Sonra da seviş işte. Ölmeden…

Yorum Bırak

O SIZI BİR İSYANDIR

Kaplanın sürünün en güçsüz en çelimsiz yavrusunu parçalayıvermesi nasıl da içimizi sızlatır. Bu gün anlıyoruz artık, gereklidir bu. Doğal seleksiyon falan. Fakat biz mağaradan bu anlama yeteneğimizle çıktıysak biraz da o sızıyla çıktık aslında. O sızı bir isyandır. İnsanın doğaya başkaldırırken attığı bir çığlıktır. Bastırmak belki o kadar akılcı değil. O sızıyı susturabilir insan. Nükleer silah yapıp sonra kullanabilir de. Her şeyi mantığa uygun kılmak mümkün de… Yüzü kızarmadan hatırlamak? İşte o biraz zor.

Yorum Bırak

HADİS

“Bir kimse aşık olsa, aşkını, namusunu lekelemeden korusa ve ölse, o şehittir” Hz. Muhammed

Yorum Bırak

ÇİÇEKLERLE

Elinde papatyalarla kapımı çalan kadın. Ne desem ben, nasıl anlatsam? Yine gel falan değil mevzu… Hiç gitme.

Yorum Bırak

YALANCI BAHAR

Kollarımdan çiçekler fışkırsın, çiçeğe kesmek istiyorum. Kurda kuşa, börtü böceğe yuva olmak istiyorum. Bu yalancı bahar çıldırtır insanı. Pırıl pırıl, gencecik bir kızla sevişip bir daha görmeyim istiyorum. Derinlik, duyarlık olmasın. Yalnız bahar ve milyon yıldan süzülmüş bal kokusu, çiçekli kısa etek giymiş kızın dudaklarında. Genç ölen her erkek için, gerçekleşmemis her düş için bir kez öpmeliyim bu kızı. Nedenini bilmeden öpmeliyim. Düşünmeden, coşkuyla. Tozlaşıp konmak istiyorum. Rüzgar savursun beni, böcekler taşısın. Uzun saçlı kısa etekli kız sana tozlaşmak istiyorum. Benden geriye hiçbir şey kalmasın, adını bilmediğin bir çiçeğin kokusundan başka. Gece odanda müzik dinlerken aç pencereni, bak milyonlarca metrekarelik…

Yorum Bırak

KORKU

On bir on iki yıl oluyor. Yaz tatiliydi. Akşam üzerleri basket oynamaya çıkardık. Orta yaşlı bir adam vardı. Akşamları hep parkta olurdu. Yalnız bizimle oynarken fazla elleştiğini düşünür olmuştum. Bir gün parkta yalnızdık, teke tek maç ettikten sonra sarıldı bana. Boynumdan öptü. Bıyıklarının battığını hatırlıyorum. Bir daha o taraflara uğramadım kimseye de bir şey söylemedim. İşte bu adamla geçenlerde otobüs durağında karşılaştım. Saçı dökülmüş, hafif aklaşmış. Bıyıkları aynı şekildeydi ama. Beni tanıdı kendileri. Acayip rahatsız oldu. Arkasını döndü hemen. Sabahın o saatinde takım elbiseleri giydiğine göre memur falan olmalıydı. Ne diyim umrumda değildi aslında. O yazdan sonra aklıma bile gelmedi.…

Yorum Bırak

SEVGİ

İnsanın insana duyduğu temel duygu sevinçli bir sevgidir. Tersinin geçerli olduğu her durum mülkiyetin yarattığı tahribattan ibaret. İdeolojik mi, safça mı, salakça mı, romantik mi, toyluk mu? İtiraf etmesi zor o kadar.

Yorum Bırak

İHTİMAL

Doğuştan kör bir adamın hayatı boyunca hiç koşmamış olması muhtemeldir.

Yorum Bırak

ÇOCUK

Çocuk, bunları sana söyleyip canını sıkacak değilim. Ben de siteye yazarım. Bu top oynadığın boktan tozlu arsa var ya, kırk yıl sonra hatırlıyor olacaksın.

Yorum Bırak

TOZA BULANMIŞ SARI BİR KANCIK BU ŞEHİR

Toza bulanmış sarı bir kancık bu şehir. Bin memesi var. Bin yavruyuz. Çamurlu memelerine saldırıyoruz hırsla. Çığlık çığlığa trenler yırtıyor karanlığı. Bir fahişenin derisini yüzüp kanat biçtiğim gece, uğursuz bir mezarlık kuşu şimdi. Yükseliyor göğünde her kanat vuruşuyla, yükseliyor şehrin üstünde. Bu tren garlarında neleri uğurladın sen, masumiyeti, düşlerini, gençliği. Hızla kirleniyordun, bir şey yapmadın. Biliyordun oysa insan ya uyuyamaz ya böyle günlerce uyur. Hayatı reddettin sen. İntiharın en korkakçasını seçtin, uyudun.Düşlerin bir bir silindi, elinde tutmak için kılını kıpırdatmadın. İşte şimdi burdasın, gülümseyen fotografına bakıp çocukluğunun, avutuyorsun kendini. O çocuğu kendi ellerinle öldürdün. Gözlerini binlerce salak yedi, ağzını burnunu…

Yorum Bırak

ÇÜKÜYLE YENİ OYNAMAYA BAŞLADIĞI GÜNLERDİ

Çüküyle yeni oynamaya başladığı günlerdi. Sürekli pişman olurdu, tanrı onu cezalandıracaktı otuz bir çektiği için. Her defasında söz veriyordu bir daha yapmayacağına. Bir gün tam asılırken sarışın bir kadın girdi odaya. Gözlerine inanamıyordu. Zaten yalnız kendisi görüyordu. Marlyn ismini verdi ona. Marlyn’le sabahlara kadar sevişiyorlardı. İlk öğrendiği, menisinin cehennem ateşini söndürebileceğiydi. Bir gün marlyn fısıldadı kulağına, ıslak bir yere gireceksin. Sonra sıcak bir şey de olacaktı; bunu en son söyledi. Ortadan kayboluverdi sonra. Marlyn’i çok özlüyordu çocuk. O günlerde sarışın bir kız çıktı. Herkes görebiliyordu kızı. İçine girdi çocuk. Marlyn ne anlattıysa aynısıydı. Gülümsedi. Kız kendisine gülümsediğini sandı, gülümsedi o…

Yorum Bırak