Skip to content →

ZENCİLERLE DAHA ZENCİLER

Sizin orayı bilmem, bizim buralarda çöpçüler akşam saatlerinde başlıyor işlerine. Çöp arabaları trafiği tıkamasın diye böyle yapıyorlarmış. Bizim sokağa 9 gibi geliyorlar mesela her gün. Çöpçülerin sözleşmeli olanları bir de belediyenin kadrolu işçisi olanları var. Kadrolular aynı işi yapıp sözleşmelilerin 2 katı para alıyor mesela.

Sizin orayı bilmiyorum ama bizim sokağa bir de öğle saatlerinde çöp arabalarıyla gelen genç adamlar var. Onlar da gündüz geziyor sokakları, çöpçülerden önce. İki tekerli metal arabaları var, araba mı demeli tam bilmiyorum. Metalin üstüne geçirilmiş kocaman bir çuval, iki tekerlek, ucundan tuttukları uzun metal boruları olan bir alet.

Çöpçüler sokakları temizler, kokuyu, salgın hastalığı önler, önemlidir işleri, şakası yok. Eskiden veba salgınlarında yüzmilyonlarca insan ölmüş. Pis bir iştir ama.

Bizim sokağa gündüz gelenler, yazın 35 derece sıcağın altında kapakları kaldırır, o pis kokunun içinde çöpleri eşeler, metali, şişeyi, kağıdı, atılmış varsa elbiseleri ayıklar. Sonra götürür kilo hesabı satarlar. Kazandıkları para inanamayacağınız kadar azdır.

İki işin ne olduğuna bakınca insan ister istemez şaşırır. Çöpleri bir kamyona doldur, bir çöp alanına yığ, birincisi bu. İkinci işse çöpleri ayıkla, geri dönüşüme sok. “Recycling”, doğru yazdıysam, böyle afilli küçük yazılar olur bazen alınan şişelerde, kağıt parçalarında, çok çevre duyarlısı, hem de akıllı, huzurlu bir hal. Şimdi ikincisi çok daha uzmanlaşmış, daha kalifiye bir iş değil midir acaba? Çöpleri ayıkla, geri dönüşüm için topla, toplum için daha karlı bir durum değil mi? Daha zahmetli ama daha karlı değil mi, gömmek veya yakmakla kıyaslanınca? Yok, karlıysa da bu kar çöp toplayanlara yansıyamaz bir türlü, zenciler ve daha zenciler vardır hep .Daha zor, daha kaliteli, daha faydalı bir iş yapsan da bir kenarda unutuldun mu oraya çakılır kalırsın. Bu bir şekilde oluverir.

Geri dönüşüm iyi ve karlıdır da bu adamlar patlıcan mıdır? Bir pet şişe efendim şu kadar yüzyılda erimiyor da bu adamlar 35 derece sıcakta çöp kutularının içinde eriyorlar. Sizin doğanızın ta amına koyayım.

Sizin doğa dediğiniz daha uzun süre yaşama isteği, cildiniz kırışmasın ümidi, yaz tatillerinde kurulan kaçak hayaller olmasın? İnsanı bu hale getirmeniz hiç de şaşırtıcı değil biliyor musunuz? O kendi aranızda yaptığınız sağlıklı yaşam sohbetleri, küçük tavsiyeler, o sırada gözlerinizde yanıp sönen ölüm korkusu, bu dünyaya kazık çakmışsınız da o kazık parlıyormuş gibi ışıldayan gözleriniz hiç şaşırtıcı değil biliyor musunuz, nasıl vahşice hayatta kalmak istediğize bakınca, aslında bu sizin doğaya en yakın haliniz, artık bunu nazikçe yapıyorsunuz fakat.

İnsanı siktir etmiş bütün o firmalar ve devletin doğayı çok sevmesi, programlar, reklamlar, çocuklarımızı eğitelimler. Bunu yiyen varsa onun da beynini sikiyim. Bakın ne güzel pazarlar kurdular, ne güzel organik sektörleri oluştu. Yakında bozulmamış her doğa parçasına para vererek girebileceğiz, paramız varsa domates domates kokacak, paramız varsa evimize güneş ışığı girecek, paramız varsa içtiğimiz suda öldürücü ağır metaller bulunmayacak, paramız varsa sanki babannemizin zamanındaki gibi dopdoğal, pek naturel yaşayacağız. İlle de upuzun yaşayacağız.

Efendim çevre çok önemlidir, içme suyunda arsenik şu kadarın üstünde olursa şehre o suyu dağıtamazsın. Dağıtamazsın, yasak yani. Markette sigara satabilirsin, sigara satışı yasak değil mesela. Markette sigara satılabilir ama araç muayenesi için paralar ödenir egzos dumanı ölçülür. Egzos dumanı zararlıdır önlemek için para ödenebilir, sigara da zararlıdır ama onu da içmek için para ödenir, para ödensin de. Ah bizler, bizler doğayı çok sever, çocuğumuzun mürüvvetini görebilmek için birazcık daha ömür ister, kendimize duyduğumuz saygıdan kozmetik bakım yaparız. Siktirin gidin ordan. Doğa zenginlere, hormonlu domatesler gibi kanser olup ölmek fakirlere kaldı. Bu kapitalizmin ulaştığı yeni aşamadır, hepimize hayırlı olsun. Kapitalizmse bizden başka bir şey değil.

Yazının başıyla devamı kopuk gelebilir ama düşünmenizi istiyorum.Çünkü ben ne zaman 50’li yaşların üstündeki adamlarla konuşsam, onlar huzur ve akıl dolu tavsiyelerde bulunduklarını düşünürken, karşımda yaralanmış ve etrafa çaresizce hırlayan köpekler görüyorum. Güçsüz ve çaresiz, güçten düştüğü ölçüde, yaralandığı korktuğu ölçüde nazikleşen sevimlileşen yaşlılar.

Yaşlılar ellerinde olsa gençleri parçalayıp yer gençleşirlerdi, böyle genç kalmak mümkün olsaydı çoğu bunu yapardı. Bu hal, insanın yaşlandıkça takındığı bu tutum, temel insanlık hallerinden biri gibi geliyor bana. Dünyamıza şekil veren ve etkileri hiç tahmin edemeyeceğimiz yerlere kadar nüfuz eden bir durum bu. Zencileri daha zenci, yoksulu daha yoksul yapan, telaffuzu çok ayıp olan, hep cici ambalajlarda sunulan, yaşlının genç ve diri olana duyduğu şehvet ve haset, ve bunu örtbas etmek için uydurduğu bir sürü yalan. Bu yalanlarla sınıflar, ülkeler, kıtalar arasında devasa uçurumlar açıldı. Afrika kıtası kendi başına bir kast sisteminin göstergesi değil mi?

Bu yalanlarla sanki çocuklardan nefret eder onlardan öc alır gibi okullara tıkıp işlerine yaramayacak eğitim müfredatları yazıldı. Dünyaya şekil veren ana kanunlardan biri bu. Bu kanunu işleten ve sahipleri dahi farkında değil.

Size şöyle bir hikaye uydursam; Fatma hanım 80’ninde bunamış dul bir kadındır.Beşiktaş’ta rahmetli kocasından kalan evinde yalnız yaşamaktadır. Neyse ki çocukları hayırlı çıktı, okudu adam oldular. Analarına baksın diye orta yaşlı bir hizmetçi tuttular. Hizmetçi bulgar göçmeni, moldovyalı, daha zenginlerse filipinli, olmadı orta anadoludandır muhakkak. Neyse Fatma hanımı öyle yalnız da bırakmaz çocukları ziyaretine gelirler sağolsunlar. Fakat Fatma hanım hizmetçiden pek şikayetçidir, evdeki gümüş çatal bıçak takımını çalar diye içi içini yer. Her gün çatal bıçaklar çıkar, sayılır. Artık çocuklar da hizmetçi de güler Fatma hanıma, saymayı da beceremiyordur çünkü. Hizmetçiye saydırır, çalmış olmasın diye. Hani böyle bir hikaye uydursam, böyle bir şey gerçek hayatta olur mu olur. İşin kötü yanı nedir biliyor musunuz, bu gerçek hayatta sık sık olur.

Suçu kapitalizmde bulmak kolay, kapitalizmi kurana bak, onu kuran ve sahiplenen insandır. Ve kapitalizmi kudurmuş bir köpeğe çeviren elbette ölümden ödü kopmuş yaşlılardır.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>