İçeriğe geç →

ZATEN

Sonra, daha sonra yani..
işten eve geldikten sonra hemen soyundum.
İki bardak gürcü şarabı içtim.
Natasha mesaj attı. Dedim “natasha, git allasen”
Aynaya baktım. Hani şu aynı aynaya.
Hayaletmişim. İlk önce kendimi gördüm.
Bir de gittikçe biçimsizleşen bir göbek.
Başka bir şey görmeyince..ve gördüklerim-artık- ezberden sayıldığından nuri babayı aradım. Nuri baba aynayı götürdü.
Nuri babanın kasalı pikabı vardır. ayna da ben bakmadan önce de aynadır.
Giyinip çıktım.
Yolda kalfa şevket’i aradım. Dedim ” ustura anıl’ı bul, çamburnunda buluşalım”
Az önce yalan söyledim üç bardak gürcü şarabı içtim.
Buluştuk.. Karpuzz ve şarap almışlar. Muratlı’ya vurduk mamııt’ı.
Mamııt benim arabamdır. Hem kadın hem erkek özellikleri gösterir. Bu yüzden mamııt travestidir.
Muratlı’ da derenin kenarında ateş yaktık. Şaraba vurduk. Hayır, şaraba vardık.
Şarap susattı. Ustura dereden su içerken onu dereye ittim, dereye düştü. Ustura onu benim ittiğimi gördü. Gitti kalfaya vurdu. O vurunca kalfa da bana vurdu. Ben de döndüm usturaya çaktım okkalısını.
Kuleli askeri lisesinde okurken böyle bir oyun oynardık. Herkes eşleştiği birini 60 saniye boyunca, yüzüne ve belden aşağısına vurmamak şartıyla döverdi. Sonra diğeri de onu.
İnternetin olmadığı ve herkesin herkesi düdüklemediği zamanlardı. Kınalıda köhne bir evin bahçesinde sevişirdik.

İlk dayağı ben attıktan sonra anladımki sona kalmak en iyisi. Çünkü arkadaşındır, yazıktır, vuramıyorsun.. Ama onun vurmasının alt eşiği senin vurmanın en üst sınırı oluyor. Kazandığını düşündüğün an kaybediyorsun.
Sonra ustura benim yüzüme çiğnediği ekmekleri basarken kalfa onun için çam ağacı dikenlerinden kolye yapıyordu. Büyümüştük ve belden aşağı vurmak serbestti artık.
Şarabı dipledik, karpuzu şarapla sarhoş ettik.
Annemiz bizi sevseydi orada mı olurduk o gece?
Muratlı’dan inince kalfa ve ustura’yı çamburnuna bıraktım. “Aga bizi eve bıraksana, neden burada indirdin?” Dediler.
“Her -yer-inizi yeni bir yol kılmayı öğrenmeniz için” dedim..
Şaka şaka, sadece sevmiyordum onları. İnsanları sevmem. Ne kadar az, o kadar çok.
Az önce yalan söyledim muratlı’da çam ağacı yoktur.

Onları yerinde olmasa bile yönlerinde bıraktıktan sonra eve geldim.
Cacharel bir takım, bulut mavisi gömlek, lacivert bir kravat, ö. İşlenmiş kol düğmeleri ile ö.f. İşlenmiş yaka mendili giyindim, altına rugan ayakkabılar. Nuri babayı aradım.
Nuri baba beni arsin’e götürdü.

Sayın leydilerim, kont hazretleri, küçük hanımlar, sevgili natasha.. Geciktiğim için bağışlayın lütfen, zira işler, güçler, sorumluluklar, ayrıca kafam da çok bulanık bu aralar.. Albert camus’un mertault’u ile yusuf atılgan’ın c. si arasındaki farklılıkları düşünüyordum nice zamandır.

Oturdum. Menüden fırında kılıç balığı söyledim, yanına karides güveç ve tatlı olarak da conna. Balığı pişirirlerken defne yaprağının yarısını koymalarını da sıkı sıkı tembihledim.
Yemek bitince bir backwood yaktım. Ağır protokol havasında..memleket meseleleri, ilin sosyal ve kültürel sorunları vs. vs..

Şarap, yemek ve sohbet bitince nuri babayı aradım.
Az önce yalan söyledim karadenizde kılıç balığı olmaz.
Nuri baba eve mi dedi, yok dedim dalgakıran’a..
Ciwil wars yeni başlıyordu. Dalgakıran esiyordu. Araçta alkol yoktu. Damlanın kendini tamamlaması bir türlü olmuyordu.

Eve geldim. Küveti doldurdum. Natasha çıkageldi..
Dedim, geç kaldın..
Soyunup küvete girdik yine..
Eee, dedi?
“Bir konuyu düşünmek, diğer konununun yalnızlığıdır” dedim.
Zaten kimse anlamadı.

……

Sırasıyla dinlendi yazarken:

>> Amanda Jenssen / Ghost / 4’17”
>> Harry Nilsson / One / 2’23”
>> Alaska in Winter feat. Zach Condon / Close Your Eyes / 5’18”
>> Jethro Tull / Too Old to Rock ‘n’ Roll Too Young to Die / 6’38”
>> Oh Land / Wolf & I / 5’03”
>> Tom Waits / Russian Dance / 3’09”
>> Madeleine Peyroux / Between The Bars / 3’30”
>> The White Stripes / Seven Nation Army / 4’03”
>> The Civil Wars / Dance Me to the End of Love / 3’04”

“ne demektir dokunmak
ya da ne yapar (dı) bir el
senin saçınla
benim hayalimle”. e.e. cummings

>> Pink Floyd / Empty Spaces / 3’15”

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>