İçeriğe geç →

YÜRÜYEN DE BİR, YOL DA

mecbur, çekeceksin bu çileyi, mecbur. gördükçe canlanacak için. için kan ağlayarak, mecbur… sabret diyeceksin sabrettiğine inanmasan da. nasılsa yol da bir, yürüyen de… bir yere varılır elbet. bekle biraz daha, büyürsün; bekle biraz daha, gülersin. hele bekle biraz. el alem diline de doladı mı, bir de rezil olduğumuz tamamlanırsa, bak o zaman aşk neymiş.

her bakışında elinde olmadan fışkıran bu sevinç, anlamsız ümit, nerden geldiği belirsiz mutluluk, göğsünde kabaran alev, açan çiçek… her taşın altına saklanan resmi, her söze sızan ima, bir türlü kurtulamadığın, o yüze sürüldün mü? yoksa o yüzden sürüldün mü? dayanamayacağın kadar güzeldir bazen. bakmaya doyamadığın değil, bakmaya kıyamadığın. bir aşk sıçrayıp giderse, gider insana takılırsa, o zaman işin çok zor dostum. bakıp da insanı görmeye başlarsan, işin çok zor dostum. kısır bir döngüdür debelen dur.

hepsiyle boğuş şimdi. birini budarken on tanesi saldırırken ve sen kolunu bacağını kırar gibi acı içinde ümidini kırarken, aşkın ümitten ibaret oluşu ve senin bir insan olarak boşlukta öylece durman… atfedilmeyi bekleyen bir anlam, insan… bundan nefret ediyorsun. ümide ve hayale boğuluyorsun. sabrediyormuş gibi yap. elden ne gelir? adam yürür yol olur, yol biter, adama varır. yürüyen de bir, yol da.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>