Skip to content →

YARASI OLAN…

Denetleme sürecinin şu ana kadar nasıl gittiğinden söz edecektik güya. Onun için davet etmişti beni yukarıya. Ama ters giden bir şeyler vardı sanki. Tamam, sevilmeyi beklemek safdilliktir bu meslekte ama, böylesi tuhaf bakışları hak edecek biri de değildim kendimce. Odanın dışındakilerle göz göze geldi bir an. Kaş, göz, işaretleşmeler…

– Sizi şöyle arka odaya alabilir miyiz biraz, dedi, mümkünse…

– Tabii, dedim tedirgin, ama…

– Lütfen…

Tamamdı işte, temiz bir dayak geliyordu… Biz ayaklandığımız sırada, aşağı katta çalışanlar da yukarı çıkmaya başladılar aniden, sinsice gülümsüyordu hepsi. Anlamıştım, “Bir tekme de ben atayım bari, hazır yakalamışken.” diye koşturuyorlardı yukarı. “Fırsat bu fırsat.” Kurtuluş yoktu… “Denetleme öyle olmaz böyle olur.” diyecekti biri karnımı yumruklarken. “Al sana dosyalar.” diyerek kafama çarpacaktı diğerleri klasörleri. Kimisi de yalnızca bu âna şahit olmak için koşuyordu yukarı…

Arka odanın kapısına yaklaştıkça gerilim arttı. Tâ ki kapı açılana kadar… Mumlar…

Şâhane bir pastaymış hakikaten…

27’yi Antep’te tamamlamak da kaderin sayısal bir esprisi olsa gerek… Ki 27 yıldır mizah anlayışına hastayım kendisinin.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>