Skip to content →

NELER NELER OLMAK İSTEDİN SEN

Neler neler olmak istedin sen. Bir süper kahraman, büyük bir siyasal lider, bir dahi, gitarist, astronot, orkestra şefi, mevlevi dervişi, yazar, psikiyatrist. Neler neler olmak istedin. Yolun sonunda psikiyatrist olmak düştü payına. Bu herkes tarafından görülen ”gerçek” hayatın. Yollar yürünürken kafanın bir yerinde hep başka hayaller kurdun. Bu yüzden hiç hırslı görünmedin, hep sakin bir insan oldun, gerçek seni buna zorladı. Uysal bir ifadeyle gündelik işleri idare ederken hep içinden bir ah çektin, ah bir bilseydiniz. Neler neler olmak istedin.

Dahası hayallerin için hiç gerçek uğraşlar vermedin. Hep korktun sen. Komik duruma düşmekten, kınanmaktan, sonunda utançla hata yaptığını anladığın bir an gelmesinden. Onlar seni hep bu korku perdesinin ardından izlediler. O yüzden ne yapacağını, ne söyleyeceğini uzun uzun düşündün hep, sustun çoğu zaman. Sen susunca aynı fikirde olduğunu sanmalarına sinirlenerek sustun.

Hep korktuğunu farkettin bir gün, yapayalnız kalmaktan. O kadar korkuyordun ki sürekli tartışarak annenin dizleri dibinde oturdun uzunca bir süre. İstediğin tam da buydu, kavga ederek annenin dizleri dibinden ayrılmamak. Ve bu sıkıcı, istemediğin hayat daha da büyük hayaller kurduruyordu sana. Neler neler istedin.

Sen özgürlüğün iyi olduğunu, özgürleştikçe yalnız kalmak gerekmediğini arkadaşlarından öğrendin hep. Üniversitede ailenle, annenin yanıbaşında kalıyordun ve sürekli kavga etsen de aslında istediğin buydu, güvenli sularda. Korkuyordun. Belki bu yüzden arkadaşlarınla geçirdiğin her vakit bir cesaret denemesi oldu farketmeden. Kısa süreli ve işler kötü giderse geri aile ocağına dönebileceğin denemeler. Dostların bilmedi bu durumu, sen de bilmiyordun. Hep şükran ve minnet duydun onlara. Sen yürümeyi arkadaşlarına tutunarak öğrendin. Yalnız kalmaktan duyduğun korkuyu dindirerek hayata adımlar attırdılar sana. Uzay yürüyüşüne çıkan ilk kozmonotu düşün, onu gemiye bağlayan kablo kopsa? Arkadaşların güvenli halatlar oldu sana, yalnız bırakmadılar, yanında yürüdüler onlar da. Bu yüzden onlara hep borçlu hissettin kendini, mesul. Yaşadığın hayattan keyif almayı ve bu anı sevmeyi onlardan öğrendin sen.

Yavaş yavaş kendin kısa yürüyüşler yaptın. Rock yıldızı olma hayali, bak bu grup iyi müzik yapıyorla yer değiştirdi. Nedense müzik türleri de anlamını yitirdi, iyisi ve kötüsü kaldı geriye. Dostları olmadan hiç bir çocuğun büyüyemeyeceğini gördün.

Yavaş yavaş yürüdün ve yalnızca sevdiğin için bir kızı sevdin. Nasıl çiçek kendiliğinden açıyorsa, güneş kendiliğinden yanarsa. Sen de sadece sevdin. Evlendin onunla, içinde hiç bir kaygı taşımadan. Çok güzel ve zengin bir hayat bu ama nasıl söylemeli? Yetişemezsin ve sonunu göremezsin. Elindekiler var. Korkuların azalmadan ve hayallerinle gerçek arasındaki o makas daralmadan gerçekte yaşamıyorsun.

Yalnızlık acısını bilir de her insan, hatta tek başına kalmaktan ne kadar korktuğunu da farkedebilir. Bu korkunun ona nelere mal olduğunu bilmesi çok güç. Sus pus edebilir adamı, hayaller kurdurabilir, nedensiz hüzünler, öfke ve anlamsızlık hisleriyle doldurabilir yıllarca. Yaklaşmaktan da korkarsın terkedilmekten korktuğun gibi. İlk aklına gelenlerden farklıdır yani hayatına etkileri, sanırsınki yalnızlık korkusu insanı çok konuşturur, ilgi çekmek ister, çeşit çeşit arkadaş buldurur. Pek böyle olmuyor her zaman. Zamanla anlıyorsun. Zamanla anladıkça sana anlaman için bir süre tanındığını farkediyorsun, bir ömür.

Ne zaman kendisiyle ilgili bir gerçeğe böyle uyansa, insan ister istemez uykuda geçirdiği zamana yas tutuyor. Vaktini çoğunlukla çarçur ettiğini anlıyor, hüzünleniyorsun. Belki vardığın her farkındalık böyle bir yasa neden olacak. Öyle hüzünle sağına soluna bakınca hep o arkadaşların korkmuş olduğunu farkediyorsun. Kimi yürümüş, kimi ayakta durmaya çalışıyor, kimi yalnız kalmaktan çok korkuyor hala.

Korkularını anlıyorsun ve söylediklerinin onları biraz şaşırttığını, yadırgadıklarını, psikiyatrik cambazlıklar yaptığını düşündüklerini, bunu da görüyorsun. Kendini mesul ve minnettar hissediyorsun, onlar olmadan büyümek mümkün değildi.

Neler neler olmak istedin sen. Ne bir süper kahraman oldun, ne bir derviş. Arkadaş ve sevgili oldun, hayal bile etmemiştin. Şimdi böyle bakınca; her insanın sahip olduğu kendinin farkında olma bilinci ve bunun sonuçları… Yalnızlık kelimesi işte tam olarak bu farkındalık ve onun sonuçlarından korkmak ve olumsuz bir yargıda bulunmak demek. Yalnızlık; bir yorum ve reaksiyon aslında, başlı başına bir hal değil. Hiç aşılamaz bir kelime belki, hep annemizin çocuğu kalacağımızdan. Yalnızlık Allah’a mahsus derler ya, biraz anlamını kaydırıp şunu söylemek gerek: insan yalnız değildir.

Böylece içsel olarak korkularınız şiddetini yitirirse, o zaman bir devir kapanır başka bir devre adım atar insan. Uzaktan yaklaşan kalabalık bir ordunun tam tamlarını duymaya başlarsın. İşte yeni derdin kapıya dayanmıştır şimdi; sorumluluk. Bir vakit de bu dersi çalış hadi.

Published in DÜZ YAZILAR

One Comment

  1. gEotterfift

    He put his eye to the hole. He just managed to spy some people sitting in deckchairs chanting, before a finger came out of nowhere and poked him in the eye. As he staggered back, the people started chanting, “Fourteen, fourteen, fourteen…”

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>