İçeriğe geç →

Savrulurken / f(x)= a

a bir irrasyonel  sayı..

matematik soruları böyle başlıyordu.. Soruyu soran her kimse “a” yı bir değer, bir şey olarak kabul ediyor, bizden de aynı şeyi kabul etmemizi ve fonksiyonu öylece çözmemizi istiyordu.

Her şey bir “kabul”le başlıyordu sanırım. Su ıslatır, ateş yakar, demir serttir, çikolatada serotonin vardır, aynadaki görüntü simetriktir, 0 en son bulunan rakamdır, dünya güneş etrafında döner, insanlar doğar ve ölürdü…

En son bir grafik fonksiyon sorusunu ne zaman çözdüğümü düşünerek mutfağa doğru giderken aynadaki kendime baktım. “aynadaki görüntü simetriktir” dedim, “Kıssalar Kısalar Kısaslar(*)” aklıma geldi ve ekledim acı ve alaycı bir bakışla “sıfıra bölünürsen ölürsün.”

Bir sigara yakıp, camdan dışarıyı izlerken a’nın bir irrasyonel sayı olması.. kabulleri.. ve diğer bazı şeyleri düşündüm.. 0’a bölünmek bir kabul müydü. ya sıfıra bölünmeyi yazmak..

Geri dönüp aynadaki kendime tekrar baktım. Bendim ama, simetrimdi. Haliyle ben gibi ama tersti. Fiziği bir yana bırakırsak, beynimin içinde algıladığım dış dünyaya ait bir görüntüydü. Haliyle ben değildi. Yabancıladım bir an..

Sonra, niyesini sorgulamadan aynadaki simetrik görüntümü alıp oradan çıkardım. Odaya geçip aynı boyutlardaki bir kağıda yapıştırdım. Bir makasla görüntünün etrafını kesip eskizini çıkardım. Az önce yabancıladığım benle aynı boyutlardaki  beni elimde tutuyordum artık. Ne yapacağımı düşünmemiştim. Ben bir şey yapabilirdim onunla veya ona veya evde kendim tek başıma.. O ise bıraktığım yere yığılıp kalacaktı.. Simetriydi, cansızdı, acizdi..

Ayak altında kalmasın diye kanepeye bırakıp bir sigara yaktım, biraz evin içinde dolaşıp dışarıyı izledim. “Hayat denklemlerden ibaret değildir. Olumsuz bir kabul” dedim. Sonra eskizin yanına gittim. Onun da elinde sigara olduğunu gördüm. Sigara içersen ölürsün dedim..

Eskizin benle aynı görüntü de olmasının bir anlamı olmadığını düşünerek bir silgi alıp silmeye başladım. Önce yüzünden başlayarak, ellerini, derken tüm benle aynı görüntüde olan yabancıladığım eskiz benin bedenini sildim. Yaklaşık bir saatimi aldı. Üzerimdeki elbiselerin renkleri, ten rengim, saç rengim, silginin kalitesi nedeniyle kağıt tam beyaz olmadı. Gri, sarı, beyaz arası bir renk kaldı geriye. Şimdi elimde yabancıladığım  benin eskizinden geriye sadece bir silüet kalmış oldu.

Silüetleri düşündüm. Genelde siyah olurlardı. Bu da bir kabul dedim kendime. Benimkinin ise tuhaf bir rengi vardı. Silüete bakıp bir sigara daha yaktım. Ne yapacağımı yine düşünmemiştim. Eskizi bir kenara bırakıp gidip aynaya tekrar baktım. Artık aynada bir görüntüm yoktu. Böyle olacağını tahmin etmemiştim. Bir bakıma ürkütücü, bir bakıma da gerçekçi oldu. Boşluğu gördüm, hiç bir yanılsama olmadan.

Bir kalem alıp tekrar silüetin yanına geçtim. Silüeti istediğim gibi boyayabileceğimi, boşlukları istediğim gibi, doldurabileceğimi düşündüm.  Sonra avucumun içine gelecek şekilde “Savrulurken / Eşikte..” yazdım. Gidip aynanın karşısına geçtim. Elimi aynaya tuttuğumda, sadece  “..etkişE / nekrulurvaS” yazdığını gördüm “o boşlukta”. Silüeti yeniden yazıp boyama işinden vazgeçtim.. Yalnızlıkların, o boşluğu yazıp boyayıp, dolduracağını biliyordum.. Silüeti tekrar  aynadan çekip çıkaracağım günü düşünerek rulo haline getirip kitaplığa kaldırdım..

Odaya geçip bir sigara  daha yaktım..

Moleküler bir bağa girememiş bir element var mıdır acaba dedim.. (.ekledim kabulünü arayan bir soru/mu..)

f(x)= S..

S  bir reel sayı..

Kıssalar Kısalar Kısaslar

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>