İçeriğe geç →

Payanda / 3

İçerinin havasızlığından mı, yoksa yağmur kokusunu alma isteğinden mi bilmiyorum, bir süre sonra kapıyı açıp balkona çıktım. Yağmurun şiddeti epey artmıştı. Balkon demirlerine ağırlığımı verip iri damlalara başımı uzattığımı hatırlıyorum. Çenemden damlayan suları hissettiğimi de… Gözümü açtığımda koşarak yaklaşan üst komşumuz Metin abiyi gördüm. Otobüsten inmiş, söylene söylene, su birikintilerinin etrafından hızlı ama ufak adımlarla dolaşarak geliyordu. Paçaları su içinde, ters dönmüş şemsiyesini zaptetmeye uğraşırken o da beni gördü. Apartmana iyice yaklaşınca “dalgın dalgın kimi bekliyon aslan” dedi gülerek. Kekeleyerek “yok” diyebildim sadece. “Yok tabii yok. Döver gibi yağıyor yau namussuz” diyip binanın girişindeki küçük çatının altında kayboldu. Apartman kapısının sesini duyunca, kapının hala açık olduğunu hatırlayıp içeri döndüm.

Bir süre yatak odasında oturdum. Zeynep’in kokusu odada taptaze asılı duruyordu. Dönüp dönüp son gönderdiği mesajı okudum. Kalkıp biraz evin içinde gezindim. Boş gözlerle salonu, mutfağı, antreyi, koridoru arşınladıktan sonra, banyoda, çamaşır makinesinin üzerinde, diş macununun yanında anahtarlarıyla karşılaştım ama ağlamaya diş fırçasının yerinde olmadığını farkedince başlamış olmalıyım. Anahtarlığını kendi anahtarlığıma takmaya çalışırken hala hıçkırıyordum. Bu ağlama nöbeti ne kadar sürdü hatırlamıyorum ama ağlamanın yorgunluğuyla ve herhade öyle bir günün daha fazla uzamasını istemediğimden, salondaki üçlü koltuğa uzanıp, uyandığımda her şeyin daha güzel olmasını umarak gözlerimi kapadım.

Kategori: DÜZ YAZILAR

Yorumlar

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>