İçeriğe geç →

Payanda / 19

// Bu yazı 19 parçadan oluşan Payanda tefrikasının 19. parçasıdır //    

Evine girdiğimizde yeni taşınılmış evlerdeki o karton ve ahşap kokusu yerli yerinde duruyordu. Ev beklemediğim şekilde düzenli ve temizdi. Son zamanlarda görmeye alıştığım, keyifle döşenmiş yalnız kadın evlerinden biriydi bu küçük apartman dairesi. Duvarlara kendi çektiği fotoğrafları asmış, salonunun büyük kısmı kitaplıklarla kaplı, kırmızı ve beyazın hakim olduğu küçük ama ferah bir evdi. “Çok güzel olmuş ev” dedim. Ceren gülümseyerek teşekkür ettikten sonra alelade bir teklifte bulunur gibi “birlikte yaşayalım?” deyiverdi. Bir yandan içimi okuyup bir yandan da benden bir adım önde gidiyor gibiydi. Ben de bu “oluverme” halini hiç bozmadan “olur” diyerek kabul ettim teklifini.

Ceren iki hamleyle aklımdakileri, içimdeki ezilmeyi, ağlama isteğimi uçurup kaybetmiş, birden önüme şaşıp kaldığım bir pencere açıvermişti. Benim tarafımdan bakınca iyi bir anlaşma gibi duruyordu. Ben onun ilgisini, şevkatini ve hatta parasını sömürecektim, karşılığında istediğiyse, yine ve yeniden onun ilgi ve şevkatini talep etmemdi. Tabii bunlar benim çıkarımlarımdı.

O akşam, el çabukluğuyla hazırladığı mükemmel sofrada yediğimiz yemeğin ardından saatlerce sohbet ettik. Görüşmediğimiz yıllarda neler olup bittiğinden başlayıp eski arkadaşların neler yaptığını bir bir paylaştıktan sonra memleket meseleleri üzerine de kafa yorduk. O gece Zeynep’in adı hiç geçmedi. Ceren, usta bir ropörtajcı gibi sohbeti yönlendiriyor, konuyu istediği yöne doğru başarıyla çekiyordu. Ceren’in sofradan bir şeyleri kaldırmak ya da küllüğü boşaltmak gibi şeyler için kalkıp mutfağa her gidişinde dar kot pantolonunun içindeki kalçalarını seyredip gecenin sonunu düşündüğüme göre iyi hissediyordum.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>