Skip to content →

Payanda / 18

Bir süre bu şekilde idare etmek üzerine planlar hiç gecikmeden, tam o anlarda aklımda dönmeye başladı. Bana bu kadar koşulsuz kucak açan birinin yanında, kendimi toparlayana kadar kalıp sonrasını o gün gelince düşünme fikri hiç fena gelmemişti. İçimden, hem belki bir bakarsın sevgili de olmuşuz, diye geçirince beynimin bir yerlerinde hala hayatta kalmayı başarabilmiş aklı selim ses, biraz yavaş git, diyerek uyardı. Bir gece bile kârdır dedim. Şu halde beni dinleyecek, acıyacak, bana karşı sorumluluk hissedecek bir kişiyle bir gece, bir gün, bir hafta, ne kadar olursa olsun kârdı. Hem dedim hiç de fena olmamış görmeyeli. Bakarsın iyi gider. Gitmese de gittiği yere kadar… Bu yaptığım, aslına bakılırsa, benden fütursuzca çekilip alınan özgüvenimi yerine koymak için, bana yapılanı başkasına yapmaktan, bir başkasının egosunu asalak misali emmekten başka bir şey değildi. “Riyakarlığın dik âlâsı” dedi içimdeki ses, “Böylesin işte amına koyim”. Ceren’in omzunda gözlerimi kapamış, arabanın kalorifer sıcaklığı yüzüme vururken bunları düşünüyordum. Ama ne olursa olsun iyiydim. Hem herkes kendinden sorumlu değil miydi? Herkes gibi o da kaçabilir uzak durabilirdi benden. Durmadığına göre onun da bu durumdan kendine göre bir tatmini var, diyerek kendimi mazur görmeye, içimdeki iki yüzlülüğe bir kılıf uydurmaya çalıştım. Ben bu ikilemden, kendimi kötü bir insan olmadığıma ikna ederek çıkma gayretindeyken Ceren “az kaldı iki dakikaya evdeyiz” deyip başını başıma yasladı. O an, belki az önce kendi yüzüme vurduğum artniyetten kurtulmak için, belki sadece gevezelik olsun diye “Sen de görmezden gelebilirdin. Neden bu ilgi, bu iyilik?” diye soruverdim. Ceren’in cevabı beni rahatlatmaktan çok aklımı büsbütün karıştırmış, beni bir kez daha içimdeki tutarsızlık ve ikiyüzlülükle başbaşa bırakmıştı:
“Seviyorum çünkü seni. İnsan sevdiğini sokakta bırakır mı? Hem de ağlıyorken”
“Ya git allahını seversen. Bu halde neyimi seviyorsun benim. Dalga geçme.”
Ceren, ufak bir kahkahanın ardından söze devam etti, “Oğlum sen ister inan ister inanma, ben senin için döndüm Ankara’ya. Planım seni tavlamak. Düşündüm taşındım o kadar yıl, yanında mutlu olacağım kişinin sen olduğuna karar verdim. İşte de geldik, ev burası”. Dalga geçiyor olmalı diye düşünüp belli belirsiz bir mimikle geçiştirdim Ceren’in söylediklerini.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>