İçeriğe geç →

SYKLMLR Posts

AKYOL BAKKALİYESİ

Karmaşık bir pazar günü. Damdan düşer gibi karşılaştığım, çocukluğumun Şerif Bakkal’ının oğlu… Öğretim üyesi olmuş. Tesadüflerin yüceliğine yeniden şapka çıkardım. Eski mahalleyi sordu. Eser kalmadı dedim. Bizim bakkalı da mı yıktılar dedi. Babası öleli oluyor bir yedi sekiz yıl. Çocukluğumun…

Yorum Bırak

SEVDİĞİM KIZ ŞİZOFRENMİŞ

Bir filmde izlemiştim; adam kıza söylüyordu: “Çok uzun zaman önce evrendeki bütün atomlar biraradaymış. Hepsi bir fındık tanesi hacmine sıkışmış. Sonra büyük bir patlamayla saçılmışlar, evren oluşmuş. Milyarlarca yıl sonra, evrenin bu köşesinde, bu şehirde yeniden kavuşuyoruz biz aslında”. Sevdiğim…

Yorum Bırak

DOĞUM GÜNÜM

Bugün doğmuşum… Sabah vakti. Saat on muymuş neymiş. Annem takvim yaprağını koparıp saklamış. Hala durur bir yerlerde. Gün bitiyor. Doğum gününü yalnızca terkettiğin aşklar hatırlıyor. Doğum günlerini asla önemsemediğin eski aşklar.

Yorum Bırak

SEN AŞKA YAZGILISIN ÇOCUK

Sen aşka yazgılısın çocuk Dudaklarının hemen titreyivermesinden belli Yüzün kızarınca saklanacak yer aramandan belli Sen değil misin sapasağlamken ve otuz küsur kadınla yatmışken seni seviyorum deyince mide kanaması geçiren? Yarım litre kan kusmak anlatmadı mı sana seni? Bekaret neymiş ögretmedi…

Yorum Bırak

İNSAN NEDİR?

İnsan nedir? Genelevin çırpı bacaklı çocuk fahişelerinden tiksinen varlık mı? Altındaki fahişenin kalp atışlarını sağ memenin altında duyunca şevkat duymak mıdır insan olmak? Beş dakika sonra aynı kadına arkadan girmek midir? İrin ırmakları akıyor içimizde, yüzleşmeye gücümüz yetmiyor. Düşlerimiz ipotek…

Yorum Bırak

ELLERİNİZ SEVGİLİ BAYAN

Elleriniz sevgili bayan, kusursuz ve alabildiğine beyaz. Elleriniz öyle küçük, tatlı bir ezgi gibi. Sanki hiç acı çekmemiş parmaklarınız. Hiç ağır bir yük kaldırmamış. Ancak öpülmekten uykusuz kalmış elleriniz. Damarlarınız nasıl saydam öyle; baharda eriyen kar suları gibi. Elleriniz hiç…

Yorum Bırak

SINAVLAR

Kolonya yağlı bir tat bıraktı ellerimde. Kokusunun uykumu dağıtmasını beklerken kahveyle birlikte, başıma şiddetlice bir ağrı soktu. Aldığım yeni botları ilk başkasının giymiş olmasının yarattığı buruk çocuk atmosferi dağılmış değil içimde bir yerlerde. Salam yiyerek geçirdiğim günlerin sayısı hızla artıyor.…

Yorum Bırak

GÖNLÜMDE BAHAR

Havalar soğur. Havalar ısınır. Mevsimler değişmez. Binalar aynıdır hep. Tozlanırlar azıcık. Hiçbir şey değişmez. Hiçbir şey yapamazsın. Sürgünsün. Memleket, anlaşılmaktır biraz da. Sürgünsün uzak bir ülkeden. Dahası herkes oradan gelmiştir de hafızası silinmiştir sanki. Sonra tek hatırlayan senken bir bakış…

Yorum Bırak

WALKMAN

Büyük kentlerin ortasında, gürültüden kaçmanın yolunun wolkman dinlemek olmadığını anlamak belki acı bir deneyimdi. Cep telefonu cızırtılarının yok ettiği, dinlemekten mutlu olacağımı sandığım kaçış şarkıları. Koskoca kentlerin koskoca meydanlarında, olan bitenden kaçmaya çalışırken var olma isteğinden vazgeçememe… Yokolmayı göze almak…

Yorum Bırak

LİSELİ BİR KIZLA TANIŞTIM

Sınav da yok artık, rahatladım. Bara gittik hemen. Ağaç, çelik ve elektriğin çığlığıydı gitar. Ağladık kölelerin hüzünlü tarihine. Liseli bir kızla tanıştım. Kızıl saçlı, acayip tatlı. Kırmızı adidas eşofmanları bluesla bağdaşmasa da güzeldi. Konuşurken bir an içine girdiğimi hayal ettim.…

Yorum Bırak

TAŞRA ÜNİVERSİTESİ KOMPLEKSİ

Hafta sonu sınav olduk. Okula ağzına geleni söyledi herkes. Muhabbet ister istemez diğer üniversitelere geldi. Taşra üniversiteleri kendi komplekslerini yarattı. Buralarda okuyanların tamamına yakınında kaybeden psikolojisi oluştu. Özellikle bir ODTÜ fenomeni var. Kampüs,ortam, vesaire… Bu çocuklardan başka bir şey çıkmazdı…

Yorum Bırak

NİNJA KAMLUMBAĞALAR

Kahve yanı delikanlı lokantası garsonunun ninja kaplumbağaları isim isim saymasının gün içinde küçülerek kaybolduğu yaşamın kimbilir kaçıncı ayı… Yanıbaşımızda süren kışın, yüzünü göstermemek için taktığı güneşten maske… Aydınlattığımı sandığım kuytu dengesizliklerim, çekingenliklerim, alnımdaki tuhaf ağrı hepsi benim suçum. Biliyorum. Traş…

Yorum Bırak