Skip to content →

Normal

“Normal koşullarda üç, bilemedin dört ay diyebiliriz.”

İyi dedin de, bundan sonra normal diyecek bir şey kalmaz ki bende. Zaten karşımda tek başına otururken cümleni çoğul bitirmen beni pek de rahatlatmadı bilesin. Hadi onu da boşver anasını satayım, o ‘bilemedin’ dediğin bir ayda neler yapılır fikrin var mı? Günde iki saatten altmış saat denizi izlersin, sıkılırsan üç ortalamayla doksan kilometre yürürsün onun yerine. Otuz rakı sofrasında beşer kişiden yüz elli kadeh tokuşturur, keyiflenirsen ikişerden yüz şarkı söylersin. Boynunda sevgili nefesiyle otuz kere uyur, taze çay kokusuna otuz kere uyanırsın. Günaşırı desen on beş kere banyo yapar, haftasonlarını pas geçsen yirmi kere traş olur, kırk elli kere dişini fırçalar, dört kere çamaşır yıkar, üç beş posta ütü bile yaparsın. Bak bende hesap tamam aslında, yok yere şaşırtıyorsun beni.

“Daha erken gelseydiniz durum farklı olabilirdi tabii.”

Şu dakikadan sonra geçmiş, akıl karıştırıcıdır, gün ise yatıştırıcı. Hayatımı esir eden vakitsizliğin bu seferki kurbanı bizzat ben olacaktım demek ki. Neresinden tutup anlatayım ki sana? Gereğine kanaat getirip üç ay erken doğmuşum mesela, alaylıyım bildiğin. Başka? En sevdiğim yemek karnım tokken önüme gelir. Ne alsam ertesi gün fiyatı düşer, yarın alırım desem kapışılır. Ha mesela bir de kadın vardı vaktiyle, saçları aklıma sarmaşık. Garip sorular sorardı, mutlak olanı muğlak yapıp sonra da muallakta bırakmayı severdi. Lafı uzatmayayım. O, geldiğinde beni evde bulamamış, ben gittiğimde ise onun misafiri vardı. Sonra adres bırakmadan taşınıp gittik aynı alan kodunda başka ülkelere. Şimdi sen de iki cümleyle mevsimi değiştiriyorsun, bari onun kadar güzel olsaydın.

“Aramamı istediğiniz kimse var mı?”

Olsaydı emin ol bu zevki sana bırakmazdım. Bırak önce kendime anlatayım tüm bunları; anlamsızlaşana kadar tekrarlayayım hatta. Tekil şahısların birincisi ve onlardan geriye kalanı, gazi ve kahraman ben! Zaten oldum olası bir küsur kişiydim. Aşağı yuvarlasam az, yukarı yuvarlasam fazlaydım kendime. Kendi kalabalığımı hesap edeyim derken sallanan bir diş gibi durdum hep günün orta yerinde. Anlayacağın varlığım öyle bir sızı ki yıllara meydan okumakla düne rahmet okutmak arası bir yerde duruyor.

“Yapabileceğim bir şey olursa beni istediğiniz zaman arayabilirsiniz.”

Arayanın ağzına sıçayım doktor.

Published in DÜZ YAZILAR

One Comment

  1. Fetiye

    Çok güzel. Tebrikler

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>