İçeriğe geç →

MÜZİK

Yukarıdan izlerim hepsini. Ne kadar güzeldir yüzleri. Bilmezler. Sokulurlar birbirlerine. Hepsi müziğe kaptırmaz kendini. Cepçiler vardır. Öndeki kızın kalçasına sürtünmeye çalışanlar. Erkek arkadaşının omuzuna koymuştur birisi kafasını. Yalnız bir adam kızın saçlarına dalıp gider. Uzun siyah saçlarına dokunmak ister. Tutar kendini. Bir erkeğin omzuna dağılmıştır saçları, kız tanımadığı bir aşkı düşler. Arkasında yalnız bir adam dalıp gider. Müzik yükselir, çarpar tenime. Nasıl sıcaktır solukları, nasıl dingin. Bilmezler. Herkes bilir nerede olduğumu. Kimse tanımaz. Hafife alırlar.

Gündüz ve gece başımı bekleyen iki bekçim var. Odalarımdan biri bekçiye ayrılmıştır. Her sırrını bilirim bekçilerimin. Gündüz bekçisi ellisinde kır saçlı bir adam. Günde iki paket Samsun içer. Ve en büyük derdi ciğerleri, bir de oğluna iş bulmaktır. Arasıra ölümü düşünür. Namaz kılmadığı gelir aklına. Sonra büyük bir günah işlemediğini düşünüp rahatlar biraz. Gençliğinde çok içmiş, kızlara takılmıştı ama bunun için kendine kızamaz. Olur o kadar. Küçük bir kağıt bulup ay sonunu getirme hesabı yapar sonra. Bir de yeni kuşak ne kadar güzeldir böyle. Kendi gençliğinde kızlar bu kadar hoş muydu? Zaten hangi konuda şanslıdır ki? Aklına karısı gelir. Ne kadar sıkıntı çektikleri. Utanır düşündüklerinden. Birazcık.

Bekçi odasına bir televizyon geldiğinden bu yana onun sayesinde bol bol belgesel izliyorum. Dinci kanallarda her gün var. Hiç görmediğim bir dünyadır benim Afrika. Televizyon antenini yağmurdan kardan sakınırım. Dedim ya beni hafife alırlar. Korumalarına gerek yoktur aslında. Çatıma tutuşturdukları anten çoktan uçup gitmişti ben olmasam. Gece olur. Bekçi değişir. Yirmili yaşlarda genç bir erkek gelir. Evlenebilmek için para biriktiriyor. Şu sıralar Arçelik buzdolabının taksitlerini ödemekle meşgul. Birlikte bütün futbol programlarını, magazin dünyasını izleriz. Gündüz bekçisinin aksine haberleri izlemez. Gece yarısı açık saçık bir film bulunca kendi deyimiyle asılır. Parlak granit yüzeyimin kirlenmesi hiç hoşuma gitmez. Soluğu iyice hızlanır önce, kızarır, sonra benim pürüzsüz karoların üstü batar. Hemen temizler yerleri fakat sinirlenirim ben yine de. Artık fermuarını indirir indirmez anteni hafif oynatıyorum. Sakinleşince görüntü yeniden düzelir. Onu izlediğimden şüphelendi en sonunda. Fakat beni tanrı sanıyor. Bazen görüntü bulansa da başladığı işe devam ediyor. Ne yapabilirsin?

Temizliğimle gurur duyarım. Tuvaletlerim bile çamaşır suyuyla beyazlatılır. Tuvaletleri izlemem. Benim de kurallarım var. Bazen dinlemekten alıkoyamam kendimi ama. Kızlar ıslak klozetlerden nefret ederler. “Erkekler nasıl ayakta işer, zor olmuyor mu?” sorar kapıda bekleyen arkadaşına. İzlememek için zor tutarım kendimi. Aynada güzelliklerine hayran bakarlar kendilerine. Evet güzelsiniz gerçekten de.

Alkışlar, uğultu ve nihayet müzik. Ne bir kaset ne bir klip. İcra edenle dinleyen birliktedir. Paylaşılan müzik. Birlikte dinlenilen. Gerçek müzik. Bütün hayvanları tanımıyorum. Ben yalnızca bir konser salonuyum. Ama televizyondan izlediğim kadarıyla kartallar ötmez mesela. Çığlık atar. Üstüme konan serçeler öter. Balinaların şarkısı olur. İnsanların, kurtların. Yalnız yaşayan canlı şarkı söylemez. Sürü kuran şarkı söyler demiyorum. Ama şarkı söyleyen toplu yaşar. Kurbağalar bile bir araya gelince müzikle kutlarlar bunu. Ötüşen serçe sürüsü dostluğunu, koparılamaz bağını kutluyor görmüyor musunuz?

Müzik başlar konserde. Ve hep bir ağızdan söylenen şarkı. Yanımda olduğun için mutluyum. İnsanlar kelimelere dökmez bunu. Düşünmezler bile. O an yanındakinin varlığından mutludur. İçerken, maçta, savaşta ve romantik bir akşam yemeğinde. Bütün şarkılar aynı sözle yazılmıştır: yanımda olduğun için mutluyum. Her gün otobüste ve yemekhane kuyruğunda, iş ararken, müşteri kaparken birbirini fazlalık gören insan, birbirinin ekmeğini çalarak hayatta kalmaya çalışan insan, yüzü gerilmiş çirkinleşmiştir. Müzik başlar ve o güzel ışıltı konar yüzlerine. O an serçeler gibisiniz; o an rekabet yoktur. Seninle şarkıya eşlik ediyor bak. En çok şimdi geçiyorsun kendinden. Mutlusundur yanında olduğu için. Mutluyum ben de. Koynumda bir araya gelebildiniz nihayet.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>