Skip to content →

Metin üzerinde çalışmalar / 9

9
Yatağımda dönüp çalan telefonu gözlerim kapalı buldum. Kulağıma yaklaştırdığımda ben daha efendim bile diyemeden “ben olsam kavunu atmazdım” dedi. Sabah saat kaçtı hatırlamıyorum. Yorganı yeniden üzerime çekip telefonu kulağımın üzerinde bıraktım. Bir süre daha duydum sesini. Sonra dalmışım. Uyandığımda sabah olmuştu. Esnaf yavaş yavaş açıyordu dükkanları. Bazen kepengin açılırken çıkardığı sesten ayrı bir haz aldıklarını düşünüyorum. Hala çalışabildiklerini ya da hala hayatta olduklarını hissettiriyordur belki. Veya bunları etrafa duyurmanın bir yoludur; ben hala buradayım, der gibi. Aklımdan bunlar geçerken saate baktım. Tam o anda hemen yanımızda kopan kepenk gürültüsüyle Zehra da uyandı. Arabayı park ettiğimiz yer, yorgunluktan olsa gerek, sanayinin içindeki dar yollardan ikisinin kesiştiği kavşağın ortasıydı. Neyse ki o sabah, durduğumuz kavşağı kullanmak isteyen çıkmadı. Birkaç kez esnedikten sonra arabayı düzelttim. Camı açıp, bizi seyretmekle meşgul iki çırağa elektrikçi sordum, kendileriymiş. Fanın yapılması fazla uzun sürmedi. Sanayiden çıkıp anayola sapınca neşelendi, teybi açıp gülerek bana döndü.”Ben olsam kavunu atmazdım” dedi. Neyse ki fazla uzatmadı.

10
Karayolları bilmem kaçıncı Bölge Müdürlüğü’nün bahçesinde durduk. Buraya yalnızca uzaktan görünen salıncaklarda sallanmak için girmek istememiz içeri girerken kapıda uydurduğumuz yalanlardan daha komikti. Salıncaklarda sallanmamız, herhalde öğle saati olduğundan, uzun süre fark edilmedi. Sonra güvenlik görevlisinin biri, ki bekçi demeyi daha çok seviyorum aslında bu adamlara, belki günlerdir biriktirdiği kinle üzerimize doğru çevirdi yürüyüş yönünü. Yaklaştıkça eski bir arkadaşıma benzemeye başladı. Yanımıza geldiğindeyse aynısı oluverdi. Konuşmaya başlamasıyla açıkça o olmadığı ortaya çıkmasaydı soracaktım hatta “o musun?” diye. Bir anlığına da olsa içimde bir yerlerde güzel anısını hissettim.

“N’apıyorsunuz burada?” sorusuna verdiğimiz yanıt dışında, söylediklerine karşılık vermeden uzun süre güldük. Fırçasının bitmeyeceğini anlayınca arabaya doğru yürümeye başladık. O da peşimizden gelerek konuşmayı sürdürdü. “Şikayet edecem sizi” dedi hattâ bir ara. Sözünü yeni bitirmişti ki “en yakın benzinlik nerede?” diye girdim biten ve başlayacak olan iki cümlesinin arasına. Tavrını hiç bozmadan tarif etti. Anayoldan sapıp ulaştığımız otuz kilometre uzaklıktaki ilçede benzinlik olmadığını fark ettiğimizde gülmeyi kestik.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>