Skip to content →

Kendini at sanan adamın kısa hikayesi

Televizyona dalmış otururken birden huysuzlandı. Ayaklarıyla yerdeki kilimi tortop ederken sinirli sinirli kişniyordu. Sonra koşarak dış kapıyı, sonra apartman kapısını, sitenin kapısını açıp kendini uzunca, ama epey uzunca bir parka attı. Geminden rahatsızlığını ani baş hareketleriyle belli ederek koştu. Upuzun parkın sonuna kadar koştu. Döndü başa kadar yine koştu. Biraz ot yedi. Küçük bir kız başını okşadı. Annesi koşup korkuyla kucaklayarak hızla uzaklaştırdı küçük kızı. Biraz daha ot yedi. Parkın bekçisi uzaklardan “höööy” deyince kaçtı. Durduğunda buharlar çıkıyordu bedeninden. Dudaklarını sert sert titreterek nefes verdi bir süre. Ufuktan hemen önceki boş tepelere dalıp yılkı mı olmalı acaba diye düşündü. Çok uzatmadan vazgeçti tabii. Yapamam dedi içinden. Ben buraları biliyorum sadece. Sonra başka bir sürü şey daha geçti aklından.

Eve döndüğünde duvarda asılı dört nalı alıp sevdi. Şangır şangır oynadı elinde. İnce uzun hayaller kurdu.

Dalgın, bezgin, yerinden kalkıp malzeme çantasından çekiçle bir avuç çivi alıp nalları ayaklarına çakmaya başladı. Sonra ellere geçti. Sol elini halledince, sağ eline bakıp son nalı nasıl çakacağını düşündü. Sonunda çivileri nala geçirip sehpaya koydu. Dik duran çivilere tüm gücüyle vurduğu tokatla sağ elini de nallayınca yere uzandı. Halı kanlar içinde, huzurla uyudu.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>