Skip to content →

KARŞILAŞMA

turnikede kartımı makinenin ağzına bıraktığım anda, sırtımda elini hissettim. makine kartımı verdi, arkama bakmadan turnikeye doğru olabildiğince ağır bi adım attım. el sırtımdan ayrılmadı. kartın makineye giriş ve çıkış sesini duydum. makineden kartı çeken diğer elin çanta fermuarını kapamasına kadar bacağım turnikeye yaslı durdum. sonra bi adım daha atıp turnikeyi çevirerek diğer tarafa geçtim. bi an sonra yeniden döndü turnike. el enseme doğru çıktı omzuma da uğrayıp. sonra saçlarıma dokundu. turnikelerin önünde duruyorduk. bi kaç kişinin bakışlarını farkettim. ve nefesini tabii. hemen kulağımın arkasında, burnunun içine çektiği havanın sesini. kokusunu aldıysam da söyleyecek bir şeyim yoktu. nasılsın diye sormak için değmezdi sanırım. kendine has bi tadı vardı o anın herhalde. kalbim hızlanmamıştı mesela. yalnızca ensemde soğuk terin, gelen trenin rüzgarıyla buz kestiğini hatırlıyorum.

kendine has ritmiyle kesik kesik iç çekip alnını omzuma yasladı. çantamın köprü demirinin tam üzerine gelse de kaldırmadı başını. bakışlarla mücadeleyi bırakmak için başımı önüme eğdim. kimbilir ne kadar durduk öyle. bi şey dikkatini dağıtmış olacak ki başı oynadı birden… kaldırıp omzuma vurdu. gözlerim hala kapalıydı. yanımda bi rüzgar estiğine göre gidiyordu. biraz daha bekledim özellikle. turnikeler sürekli dönüyordu, arkamdakinin de yeniden döndüğünü duyunca gözlerimi açıp yürüdüm. merdivenleri inerken trenin geldiği duyuldu. adımlarımı hızlandırıp insanları yararak kapının kapanacağını haber veren sesle girdim içeri. bulduğum ilk boş koltuğa oturdum. alnında hala çantanın demirinin izi…

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>