Skip to content →

KADINLAR

Bir çocuğun gülümseyen yüzü. Dalıp gitmiş. Bir kültür merkezinin açılışına denk gelince içeri girdim. Öyle ışıltılıydı sokaktan gelen geçen ne oluyor diyip içeri giriyordu. Kapıdan girince tam ortaya yerleştirilmiş bir oda müziği orkestrası melodik, neşeli bir şey çalıyordu. İşte orada küçük bir kız çocuğu elinde selpakları dalıp gitmişti keman çalan kıza. Kemana mı bakıyordu, uzun sarı saçlarına mı bilemiyorum. Sanki bir düş görüyordu. Öyle hiç kıpırdamadan, yüzünde bir gülümseme. İçim burkuldu. Hiç bir zaman keman çalamayacağını düşündüm. Yoksul ve kadın olacaktı gelecekte. Memeleri diri, kalçaları sıkı, boyu yeterince uzun olursa bir gün belki televolede çıkardı. Ya da zengin bir koca bulabilirdi. Gülümseyen kızın rüyaları biliyorum ki gerçek olmayacak.

Aynı günün içinde bu sefer bir kadının yüzüne takılıp kaldım. Ölüm orucunda olan kocasını dışarıdan desteklemek için o da oruç tutup ölmüştü. Haberler son saatlerdeki görüntülerini veriyordu. Kadının kendini kaybetmiş, incecik bedenine baktım. Nurseli İdiz’in bahar diyetlerini mi uygulayıp böyle zayıfladın? İnsan çok eşlidir derken her gün, bir kadın görüyorsun kocasıyla ölüme yatmış. Ne diyeceğini şaşırıyorsun. O kız gibi kapkaraydı saçları.

Kız çocuğu da, kadın da reklamlarda oynayamazdı. Ne sevimli ne de çekiciydiler. İkisinden de gözlerimi alamamıştım oysa. Savrulup gidişini izliyoruz hayatların. Savruluyoruz. Hele kadınlar. Eti makbul değilse aç kalan. Rahmi sayesinde saygınlık bulan. Saçları gibi kara bir yazgıyla boğuşan kadınlar.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>