Skip to content →

İSMİNİ UNUTAN ADAM

Önceden biliyordum aslında, şimdi unuttum. Kırık dökük parçalar var aklımda, hatırlamaya çalıştığım. Nüfus cüzdanımda bir isim var ama belki benimdir belki değil. Hiçbir şey çağrıştırmıyor bana, yabancı. Sonra ismimin bir kağıt üstüne neden basılı olduğunu bilmiyorum. Ben miyim, benim ismim mi belli değil, hatırlıyamıyorum. Aniden hah diyorum, şuna benziyordu. Bana seslendiklerini sanıp çeviriyorum başımı. Bir an için tereddüt edince çoktan çekip gitmiş oluyor seslenen. Belki bana seslenmedi bile. Soramıyorum çok geç kaldığımdan.

Yanlış isimlere efendim diyorum, garip garip bakıyorlar. Ah çekiyorum içimden, siz bir bilseydiniz benim ismimi. Yazık ki ben de hatırlamaktan acizim. Nasıl anlatsam size? İnsan hayıflanıyor ister istemez. Az şey midir dünyanın yerli yerine oturması, daha ne ister insan. Sanki bulsam diğerlerine de anlatabilirim; bak bu kuş, bu böcek, bu Ahmet. İşte isimlerini söyledim derim o zaman, tas tamam. Şimdi kafanızın neden karışık olduğunu anladınız herhalde.

Bazen tam birine seslenecekken duruyorum, ya bu kendi ismimse? Yanlış bir şey söylemekten korkuyorum. Başkasına diye kendime söylerim, kendime diye başkasına. Sonra onlar da bilmiyorlar, herşeyin karışmış olduğunu. Unuttum ve o zaman farkettim, doğduğum günden beri bildiğimi. İnsan ismini unutur mu? Unutur. Unutunca da doğduğu günden beri bir ismi olduğunu farkeder. Nasıl söylesem, bu bir ihtiyaç ama ihtiyaç duymanla ilgili değil. Bir şey eksilmiyor ama eksik olduğunu biliyorsun. İşlevsel değil pek, varolmakla ilgili bir ihtiyaç. Aniden unutuyorsun ve o zaman farkediyorsun. Unutur unutmaz ani bir aydınlanma olmuyor, eski günleri hatırlarken farkediyorsun, benim bir ismim vardı diye. Böyle yavaş yavaş farkediyorsun. Sanki insan gırtlağından çıkan bir ses seninle eşleştirilmiş gibi. Düşündükçe tam böyle de olmadığını farkediyorsun. Sana verilmiş bir şey gibi algılamıyorsun tam olarak. Baştan beri böyleydi işte. Sonra ya sen unutuyorsun veya elinden alıyorlar, bilemiyorum. İşler belki de böyle yürüyor hep, belki de bir tür cezadır bu. İsmim neydi, ismim neydi, öyle geziyorsun sayıklayarak.

Hadi kendime yeni bir isim koydum diyelim, bu sefer beni tanıyanlar ne diyecek. Yahu 30 yıllık isminle ne derdin vardı demezler mi? Bir mektup yazsalar asıl ismimle yeni isime nasıl ulaşacak? Mesela internetteki “çocuğunuza isim beğenin” sitelerine bakıyorsun. A harfiyle başlıyor, işte hepsinin de bir anlamı var. Ama öyle bir şey de değil bu isim dediğin. Bir ses ve anlamı değil. Bir insan ve onun içi doldurulan öyküsü de değil. Ne olmadığını bilmek, ne olduğunu tanımlamaz, yetmez. Hala bir adım kalır atılacak.

Ne garip şey, ne veriliyor ne verilmiyor. Öyle havada asılı kalmış. Farketmek… Farketmek hatırlamaya yeter mi? Yetmiyor.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>