Skip to content →

İKİ İSPANYOLCA ŞARKININ İKİNCİSİ

daha tanışalı dört gün oldu bu tuhaf adamla. Bu ülkeye ilk gelişim. Saçma sapan bir tanışmanın ardından, dört gündür beraberim. Çirozun teki. Ülkesi gibi tuhaf, dengesiz. Eğlenceli delinin teki. Ama yarın gideceğim. Bi daha da görmem herhalde. Ne o çıkıp gelir yanıma, zaten de gelmesin ne yapacak bizim oralarda, delilik; ne de benim bir daha buralara yolum düşer. Pek de güzel bakıyordu, ne yazık. Hiç böyle bakmadılar bana. Belki buralara hastır. Belki bi tek ona. Belki ikimize. İkimize hastır. Ona da hiç bakmamışlardır böyle. Ben kimseye böyle bakmadım şimdiye kadar. Bana bildiği tek ispanyolca parçayı söylüyor sevişmeye ara verdiğimizden beri. Üzerime çırılçıplak uzanmış, gözlerini gözlerime dikmiş…Bi yandan öpüşüyoruz bi yandan söylüyor. Ne söylediğini, sözlerin anlamını bilip bilmediğini sordum, bilmiyormuş. Seneler önce bi gece merak edip bakmış sözlerine, bi kaç kere okuyarak dinleyince ezberleyivermiş. O gün bugündür de çıkmamış aklından. Ne tuhaf rastlantıymış, işe bak. Yıllar önce, sırf şu an için şarkı ezberlemiş. Farkında değil. Hayatı boyunca da başka bir işe yaramayacak bir şarkı işte. Elli bin kere dinlemişimdir herhalde. Okulda, barda, evde, sıçarken, koşarken, kitap okurken, iç çamaşırı denerken, televizyon seyrederken… İlk defa ağlattı. Saçmalığa bak! Adamın biri anlamını bile bilmediği bir şarkıyla, hem de benim dilimde ateş ediyor bana. Şarkı da şarkı olsa. Nası gidecem yahu ben yarın?

>> Zoe / Besame Mucho / 5’37” / Türkçesi

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>