Skip to content →

İKİ İSPANYOLCA ŞARKININ BİRİNCİSİ

siyah takım elbisesi, siyah kravatı, 50’li yılların modasından kalma güneş gözlükleriyle merdiven başında dikiliyordu. güneş gözlüklerinin arkasından anlık bakışlarını seziyordum ama göz göze gelmek mümkün değildi. Doğru da değildi belki. Benden biraz kısa da olsa yeni, yakışıklı, eğlenceli sevgilim yanımdaydı. Eskisi de tam karşımda. Bin yıl geçse aynı ayakkabıyı bulur alırdı herhalde, her düğünden önce özenle parlatır, takım elbisesini temizletir, şıkır şıkır giyinir, bir beş on dakika görünür, kapıda zipposuyla bir sigara yakar, bi kaç kişiyle resmi resmi sohbet eder, sonra kaybolur giderdi. Elini biraz daha sıkı tuttum yeninin. Çaktırmadan bi kaç kez daha baktım merdivene doğru. Güzel buluyor mu acaba hala beni? Güzel miyim ki artık? Merak ediyor mu, yanımdaki kim, napıyorum, nelerle meşgulüm? Niye geldi ki şimdi hem? Benim burada olacağım gün gibi ortada? Biliyor benimle karşılaşacağını. Benim için mi geldi ki? E o zaman neden bi merhaba demiyor? Telefonda böyle şen şakrak kiminle konuşuyor? Omuzumdan sarılıp kendine doğru çekti yeni olan. Yanağıma doğru eğilip seni seviyorum dedi başka bir dilde. Ben de, dedim, ben de seni. Bu şarkı neydi?

>> Zaz / Historia de un Amor / 3’22” / Türkçesi

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>