Skip to content →

HARİTALAR – 1

bana o ne resmi diye sorduğunda gözlerine bakmıştım ve gözleri sanki çığlık atıyormuşçasına ışıldıyordu o anda eliyle de elime dokunmak üzereydi sanki birden neden olduğunu anlayamadığım çocuksu bir heyecan duymuştum benim de gözlerim çığlık olmasa da bir bağırış tasarlıyordu sanırım bir ev dedim bir ev resmi enteresan geldi çektim ben de bilirsin insan enteresan şeyler yapmak ister ya da en azından enteresan şeyler yapıyormuş gibi görünmek öyle bilsin ister başkaları onlar ki aslında bizim nasıl olacağımızın bağlı olduklarıdır hepimiz başkalarımızın izinden ya da enteresanlık olsun diye başkalarımızın izlerine basmadan yürümek istiyoruzdur aslına bakarsan bunun böyle olmasında pek bi enteresanlık yok insan dediğin öyle bir yaratık işte düşünür tasarlar sever dedim gülümseyerek dinliyordu beni dinlemekten zevk alıyordu ya da gibi görünüyordu beklentileriyle bilmiyorum işte o zaman dedim bazı şeylerin o kadar da düşünüp taşınmadan ha deyince olabileceği olması gerektiği hattâ fikrine kapıldım yeni bir şey değildi aslında eskiden de hep söylenegelirdi neymiş o her şeyi eğrisi doğrusuna ölçüp biçip ondan sonra bir yere varamayınca daha da kötü değil miymiş başkaları işte bazen hattâ bazen değil çoğu zaman en azından kendi düşüncelerini anlayabilmen karar verebilmen açısından yararlı olabilir bu tür şeyler sen de bazen düşünüp durmuyor musundur acaba öyle değil de böyle deseydim yoksa ayıp etmiş miyimdir yanlış anlamış mıdır gibi derin düşüncelerle oysa olanların peşinden gitmek yerine ilave şeyler oldurmak üzerine harcasak vaktimizi ve düşüncemizi o şekilde bari yorsak belki işe de yarayabilir bakarsın hiç olmadık bi hesapsızlıkla doğruya varılabilir ve sen bütün bunları az sonra olabileceklere yormak istiyorken gözlerin sabırsızlıkla çığlığını besleyip büyütüyordu ben de havasına kaptırmıştım aslında sanki birden yerimden sıçramaya ramak kalmış gibi durup yeniden gözlerine baktığımda birden o tiyatroların bitiminde sahnede vakarla eğilen oyuncuların az önce bağırarak süslü püslü konuşan gülen ağlayanlardan nasıl olup da böyle birkaç dakikada sıyrılabildiklerine şaştığımdaki gibi şaşırmaya geçsek artık sen de bunu farketmiş olacaktın ki birden başka bir şey istedin başka şeylerden konuşmaya başlamıştın bile ne de olsa kimin öğrencisi derdi bi tanesi hep kendine pay çıkarmayı severdi bir şeylerden en uzak bağlantılara bile dikkat ederdi bu yüzden ilerde lazım olur diye o ünlü atasözünü kullanacak biri diye ödüm kopardı her defasında ve kimse de her defasında kullanmazdı yüreklere su serpen bir konuşma yapması beklenir bazen bazı insanlardan işte öyle bir haber gibi gelindi birden bir gülümseyiş gibi yayılındı bir yerlere ve o başka konular da dönüp dolaşıp türlü imalarla geleceğe dönük planlara çağrışımlarla besleniyordu nasıl olduğunu anlamadığım bir inatla ve ben oradaydım orada yanıbaşında korkmaklı bir şeyler söylemekli ve durmaklı öyle uzun uzun belki yıllarca kalınabilirdi böylesi huzurlu bir yerde hem orman da sanki hemen iki adım ötemizde ormana sıfır bir umutla söylemek istediklerimizden kurtulamamıştık bir türlü nereye varacak bu iş diye düşünmekten resmi bile unutmuştun ben de zaten o kadar enteresan olmadığını anlamıştım bile…

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>