Skip to content →

HARİTALAR – 4

öyle uzun zaman geçti ki kendimi hatırlayayım derken eski defterlerin arasında bulduğum bir çocukluk hatırası kadar içten ve bir o kadar yabancı saatlerin peşinde susarken birden bir ses mi duydum bir renk mi gördüm bir başkadır buraların kokusu dediğinde gözlerini açtığı anda o orman yerinde kuşların da garip güzel seslerinin patladığı noktadan geçen iki doğru vardı ya peşimizde iki doğrunun arasında kalmak üzereyken elini uzatıp sanki çekiversen bütün hikaye saçma sapan bir noktada bitecek mi kokusunu duyduğun anda hatırladın ya o ilk heves ilk heyecan ilk işkence diye katlandığın ama adın gibi bildiğin bir şey varsa o da sen gelemezdin böyle şeylerin peşinden koşmakla peşinden gitmek aynı şey mi derdin küfrünü içinde tuttuğun saatlerin birinde ki en çok da iyiliğe yöneltmeye çalışırken yorulduğun tükendiğin vazgeçtiğin bir ânın ardından dediğin gibi “aman!” senin ayarın yoksa ben niye buralara düştüm toz duman bir baharın ertesinde kuru yapraklarını toplamaya başlasan aslında fark edeceksin ki asıl yazanı bu hikayenin sen mi yoksa benden aldığın bir zamanın bir hayalin birden bire gözlerini açınca tehditle bir yere varılamayacağını ama bir yerden dönülebileceğini gördüğünde gözlerindeki vahşeti ve dehşeti tarif etmek için görmek isterdim diyerek ardından koşan bir bela gibi bir ihbar gibi bir insanın sonsuzluğundan aldın sen

sen böyle olacağını biliyordun zaten.

Published in DÜZ YAZILAR

One Comment

  1. ursula

    tükenmez ile bitmez gibi… bitsin dersin de tüketemezsin bir türlü … o zaman çıkmak istersin tüm hayatlardan, ellerden, düşlerden… ama bu bile bir tehdit gibi düşülür hesap defterlerine… herhalukarda bir kısmı boş kalan tüm kelimeleri yüreğinin rafına kaldırırsın …ne içmek ne de doldurmaktır elinden gelen … yeterince, yeterince, yeterince… ustaların dillerindeki yeterinceye bir türlü temas edememekten usanan çaresiz bir kedi gözleriyle bakarken…

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>