Skip to content →

Eşittir; Gunner’s Dream -2 (Final Cut)

Adnan, toplum için tehlikeli bir hal almamak şartıyla serbest bırakılmıştı kapatıldığı akıl hastanesinden. Üçer aylık genel durum raporlarını da ben hazırlıyordum.
Görüşmelere riayet ediyordu Adnan. Kim bilir kimin verdiği çizgili, gri takım elbisesiyle elinde iki kilo mandalinayla, hava güzelken buluştuğumuz parkın hep aynı bankın, aynı köşesine oturmuş beni bekliyor olurdu. Beni görür görmez ayağa kalkar, yanına gelip oturana kadar gözlerini diker beni izlerdi. Soru sormadan konuşmaz, sorulara kısa ve net cevaplar verir, suskunluk anlarımızda bazen kendi kendine gülümser, yüzü birden ciddileşip torbadan aldığı mandalinaları kabuğuyla elma gibi dişlerdi.
Ekim ayında bir gündü. Sonbahar soğukları daha düşmemişti kasabaya. Bilmem kaçıncı görüşme için parka geldiğimde Adnan yine aynı yerinde oturmuş, akasya ağacının dibindeki yavru kedilerin oynaşmalarını seyrediyordu.
Beni görünce yine ayağa kalktı. Gözlerini bir hınçtan ayırmak istemezmiş gibi kaçırmayıp yanına gelene kadar bekledi:
-Sigaralarım nerede?
-İçtim hepsini Adnan, dedim.

Durdu, düşündü, daldı. Kendi kendine sesli bir kahkaha attı tükürükler saçarak. Durdu. Kedi yavrularını izlemeye devam edip ayağının dibindeki poşetten mandalina çıkarıp dişlemeye başladı.
Usulca aldım elinden mandalinayı. İtiraz etmedi. Soydum ve dilimleyerek usul usul yedirmeye başladım. İtiraz etmedi. Kedileri izlemeye devam ediyordu.
Bir süre sonra kedilerden biri Adnan’ın ayağının dibine kadar geldi. Ayakkabısının çözülmüş bağcığıyla oynamaya başladı. Adnan önce mandalina yemeği kesti, sonra anlam veremedi, yüzü aydınlanıp ışıldayınca tükürüklerini saçarak gülümsedi, aldı kediyi eline. Koltuğunun altına sıkıştırıp sevmeye başladı. Sevdikçe daha çok sarıldı. Sarıldıkça gülümsedi. Gülümsedikçe bıyıkların kenarından tükürükler saçıldı.. Daha çok sarıldı. Kedi önce pıstı. Sonra miyavladı. Elini ısırıp kurtulmak istedi Adnan’dan. Adnan daha sıkı sarıldı. Daha sıkı, sımsıkı, sımsıkı… Kedi son can havliyle miyavlayınca ADNAN! diye bağırdım. Şaşırdı. Elleri istemsizce çözülünce kedi fırlayıp kardeşlerinin yanına döndü. Daldı..

– Neden? dedim.
-Bir nedeni olması gerekmez, dedi.
-Ya? dedim.
-Senin burada olmanın bir nedeni var mı ? dedi.
-Sensin, dedim.

Durdu, düşündü, daldı. Kendi kendine gülümsedi sessizce.

-Ama benim de… dedi.

Kediler akasya ağacının dibinde oynaşmaya devam ediyorlardı.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>