Skip to content →

Dünyanın en güzel dayak yiyen adamı

Dünyanın en güzel dayak yiyen adamıydı Olcay. Dayağı kendi arar, sopa yiyeceği adamı özenle seçerdi. Kışkırtma seviyesini ve üslubunu karşı tarafın meşrebine göre öyle isabetli seçerdi ki, o dayağı muhakkak yerdi. Damara basmak konusunda yıllar içinde nasıl bir ustalık kazandıysa, seçtiği adamın ona temiz bir dayak atmaktan kaçınmasının imkanı yoktu. Bir dayak yediğine kendini bir daha dövdürmezdi. Ağzı yüzü iyileşmeden yeni bir maceraya atılmamak da bir diğer prensibiydi. “Tip kayık olunca güzel dövmüyolar abi” demişti bir seferinde.

Dünyanın en güzel dayak yiyen adamı Olcay’ı bugün ilk defa birini döverken gördüm. Adamı dövdü, dövdü, dövdü, dövdü. İşi bittiğinde yere serilmiş takım elbiseli orta yaşlı adamın yanında kaldırıma oturup bi sigara yaktı. O ana kadar uzaktan seyretmeyi yeğleğen kalabalık adamcağız öldü zannedip başına üşüştüğünde, içlerinden yaşlı bir amca “yahu oğlum, niye dövdün adamı?” diye sordu. Olcay sükunetini bozmadan başını yavaşça kaldırıp ciğerlerindeki dumanı üfledikten sonra “bu sefer döverim gibi geldi dayı” dedi.

Published in DÜZ YAZILAR

One Comment

  1. heyecanla okudum şu kısacık yazıyı, sonunda ne güldüm ama… Böyle yazılardan neden bu kadar zevk aldığımı bilmiyorum ama süper ya teşekkürler

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>