İçeriğe geç →

90+ 3: DÖKÜK

// Bu yazı 6 parçadan oluşan 90+ tefrikasının 3. parçasıdır //    

“Kolay gelsin” demiştim sadece. Geçip dükkanıma oturacaktım. Yan dükkanın tadilatı başlayalı neredeyse iki hafta olmuştu. Gürültüsü patırtısı uzadıkça uzamış, artık tatsız bi hal almıştı. Üç gün önce dış duvarın sıvasını kazımaya başlamışlar, hem gürültülerinden hem toz pislikten benim dükkana da kimse uğramaz olmuştu. Bu “kolay gelsin” de öyle çıkmıştı işte ağzımdan. “Kolay gelsin”.

İki haftadır içerinin işleriyle uğraşan ustalar yoktu bugün. Otuzlu yaşlarında, çelimsiz, uzun bi sigara içen, aydemir akbaş kılıklı bi usta gelmişti. “Usta ne zaman biter buranın işi” diye sorduğumda, “Abi ben Şevket, usta değilim kalfayım” cevabını duyunca ister istemez kanım ısındı kerataya. “Buranın işi de en kısa zamanda biter abi” diye ekledi hemen ardına. Alçakgönüllü ve geniş duvarcı kalfası Şevket. “Ben de” dedim, “Halil. Fotoğrafçıyım. Aha bu yan dükkan benim. Ocağıma incir ağacı dikildi. Sen de gelir gider sularsın artık”. “İki güne biter abi, dert etme” dedi gülerek. “Hayırlısı inşallah, hadi kolay gelsin” deyip dükkâna geçtim.

Öğlene kadar, vesikalık çektirmek için gelen Ceren isimli tuhaf kız dışında kimse girmedi içeri. Parayı peşin verip “Rötuş mötuş istemez amca” dedi aceleyle çıkarken. Peşinden ben de dışarı çıktım. Baktım Şevket işi bırakmış, bi de sigara yakmış, sokağın sonuna yürüyen kızın kalçalarını seyrediyor. “Abi iyi çektin mi fotoğrafı” deyince “Ne?” dedim, “Fotoğrafı” diye üsteledi, “iyi çektin mi?”. “Hee çektim çektim” diyip dükkâna girdim geri. Arkamdan Şevket de girdi.

“Abi bi suyun var mı?” dedi girer girmez. Damacanayı işaret edip “Orda bardak da var” dedim. Teşekkür etti. Suyu içince bir oh çekti, “Abi nerelisin?” sorusuyla da başladı sorguya. Sonra aldı yürüdü. Maşallahım var, ben de bülbül gibi şakıdım. Ne var ne yok bir bir sıraladım.

Şevket uzun gevezeliğinin sonunda “Abi ben boya işi de yaparım aynı zamanda” diye başladı kapanış konuşmasına. “Boya badana. İşte böyle tadilat. Bizim işte, ya bu yan dükkân gibi kaziycaksın sıvayı, yeniden sıvasını yapıp, içerdeyse alçısını çekip dışardaysa astarını atıp boyiycaksın. Veyahut dökülen yerleri kapatcaksın, üstüne direk boya, ya da direk boyiycaksın. En temizi tabi, sıva dökülmeye başladıysa, kompile kazıyıp yeniden yapmak. Onu da aynı kişinin yapması iyidir yani. Yani abi, Halim abi, diyeceğim, senin dökülen sıvayı kompile kazımış abi kazıyan”. “Vay anasını” der gibi sırıttıktan sonra da ekledi “Abi yani, eğer kazıyan mevta olmadıysa, sıvayla boyayı da ona yaptır derim ben”. Elinde tuttuğu bardağa bakıp biraz çevirdikten sonra da başını kaldırıp “Yani çünkü, belli ki ustasıdır Halim abi” diye altını çizdi söylediklerinin.

Ellerim tezgahın üstünde öylece kalmıştım. Dalmıştım veya. Tam kapıdan çıkarken dönüp, “Halim abi” deyince kafamı toplayıp “Halil yau Halil amına koyim” deyivermişim. “Yau neyse işte abi, bi çay may bişey yok mu ağzım kurudu” deyip döndü işine Kalfa Şevket.

Published in DÜZ YAZILAR

2 Comments

  1. deadora

    amca demesine, senin sivayi komple kazimislar demesine cok güldüm nedense.. aklimda baska olaylar cagrisim yapiverdi :)

  2. virgül

    Düşündüm abi, bir de sigara yaktım, oturdum düşündüm. Dedim acaba boyayla ne ölçüde kapatırım aslımın astarını, mütemadiyen sıvamaktayım zira.

    Bunlar şuracıkta dursun, dönüşte alırım ben. Harbiden yok mu çay may bişey?:)

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>