İçeriğe geç →

ÇİMLERE SERİL ŞÖYLE

Çimlere seril şöyle. Kapa gözlerini. Hafiften rüzgar esiyor. Bulutlar gelip kapıyor güneşi. Çimin nemini sırtında hissediyorsun. Rüzgar çıkıyor yeniden. Güneş açıyor. Güneşin soğumuş bir parçasıysa dünyamız, hepimiz külüz. Güneş ve kül. Ve böyle dostlukla ışıldaması aldatmaz seni. Öyle bir ülkede doğdun ki sen, doğanın korkunç bir canavara dönüşebileceğini biliyorsun aslında. Yarın kuraklık gelecek belki, belki bir depremde bu çimlerin arasına gömülecek büyüdüğün kent. Şimdilik bunları düşünme ama. Sevdiğin kızın gözlerinde altın ışıltısına bak gökyüzünün. Ve yalnız o gözlerin kamaşmasında bir an tanrıyı görür gibi ol. Kağıda eşgalini çizebilecek kadar net, kıvılcım gibi kısa bir an. Sonra da seviş işte. Ölmeden seviş sevişebildiğin kadar. Dünyaya gelişimizin bir kutlaması değil mi sevişmek? Güneşe tapınır gibi öp boynunu şu kızın. Belki sonra neşeli bir şarkı takılır ıslığına. İzin ver hayattan keyif alsın dudakların. Ve izin ver ara sıra kanamasın dudakların mırıldandığın şarkının hüznüyle.

Published in DÜZ YAZILAR

Comments

Eleştiri, övgü, hissettirdikleri, düşündürdükleri vs. >>